CHP'li Kani Beko: Mobilya sektörünün kalbinin attığı yer olan İzmir Karabağlar'da isyan var

Mobilya Sektörünün içinde bulunduğu ağır krize dair açıklamalarda bulunan CHP izmir Milletvekili Kani Beko “Bu düzen böyle gitmez” dedi!

Vekil Haberleri 08.04.2021, 11:21
CHP'li Kani Beko: Mobilya sektörünün kalbinin attığı yer olan İzmir Karabağlar'da isyan var

Beko yaptığı açıklamada;

“Bütün dünya pandeminin yarattığı ekonomik krizden çıkışı konuşur hale gelmişken ülkemizde ekonomik kriz derinleşiyor. Sektör sektör ülke ekonomisi dibe doğru son sürat yol alıyor. Pandemi uluslararası alanda eşitsizlikleri aynı yurt içinde olduğu gibi derinleşmektedir. Çok zenginler çok daha fazla zengin hale gelmiştir. Yoksullar ve orta gelirliler uçurumdan aşağı yuvarlanmanın eşiğindedir. Saray rejimi ve onun içeride ve dışarıda destek sağlayıcıları Türkiye’ye biçtikleri rolün sonuçlarını hepimize yaşatmaktan sorumludur ve içinden geçtiğimiz yıkımın mimarlarıdır. Katma değer yaratan üretim alanları yerine hammadde ve emek yoğun mal ihraç eden bir ülke olarak Türkiye’ye biçilen rolü kabul etmek bu ülke insanına ve bu ülkenin geleceği olan çocuklarına ve torunlarına yapılabilecek en büyük kötülüktür. AKP ve saray rejimi her geçen gün bu rolün gereğini yapmaya devam ediyor. Sonucu ise kötü yönetim ve yanlış politika demeti sonucu üretim yapabilmek için hammadde ihtiyacını karşılayamaz hale gelen üreticiler, işsizlik, yoksulluk ve sefalettir.

Ülke içinde hammadde teminini sağlamak için planlama teşkilatına ve güçlü bir kalkınmacı ekonomik modele ihtiyaç vardır. Üretim artışı istihdam için bir zorunluluktur. Türkiye çevrilmek istediği beton ve hizmet eksenli ekonomik deli gömleğini yırtıp atmak zorundadır. Bu ise ancak katma değeri yüksek alanlara dönük üretim yapabilen bir altyapının inşa edilmesiyle mümkün olabilir. Planlamayla ülke kaynaklarının ucuz yolla ve daha hammadde aşamasındayken yurtdışına transferi yerine üretimin ve üretici sektörlerin desteklenmesine ihtiyaç vardır. İhracat için ihracat fakirleşmenin diğer adıdır.

Ekonomideki bitmeyen istikrarsızlık ve kötü yönetim tüm sektörleri ölüm kalım mücadelesine zorlamaktadır. Nitekim mobilya sektörü temsilcileri de bahsettiğim hammadde sıkıntısı nedeniyle “…Çözüm olmazsa batacağız…” noktasına gelmiştir. Hammadde fiyatlarında kötü yönetim ve onun sonucunda oluşan kur bazlı hızlı artış, mobilya sektörüne kepenk kapattıracak noktaya gelmiştir. En büyük mobilya üreticileri dahi bu durumdan memnun olamazlar. Her sektörün bileşenleri aynı zamanda tüketicisi konumundadır. Belki büyük üreticiler uluslararası pazarlardan doğrudan temin yoluyla hammadde açıklarını kapayarak üretime devam edebilirler. Ama sonucu binlerce çalışanıyla mobilya üreticilerinin ve onbinlerce üyesiyle ailelerinin yıkımıdır. Üretimden çekilecek insanların nitelikli emeğinin değersizleşmesidir. Deneyimli mobilya ustalarının zaten büyük bir kitlenin talibi haline getirildiği avmlerde niteliksiz işlere talip olması dolayısıyla üretimden olduğu kadar tüketimden de çekilmesidir. Kısaca tüm ülkeyi saran büyük ölçekli bir yoksunlaşma ve yoksullaşma dalgası ülkemizi kasıp kavurmaktadır. Mobilya üreticisinin sesine kulak vermek gerekir. Çünkü o ses sadece mobilyacının değil, çok daha fazlasının çığlığıdır.

Bakın Karabağlar’da konuşan Sektör temsilcilerinden Seyfi Dağ ne diyor;

“Mobilya sektörü Dünyayla entegre. Karabağlar’da 5 bin imalatçı firma var. 60 bin vatandaşımız istihdam ediliyor. Geçim sağlıyor. Bu sorun tüm ülkenin sorunu. Olmayan hammaddenin zamları yansıyor. Şuan bu zamlar günü birlik kuyumcu dükkanları gibi fiyat aldığınızın yarım saat sonrası yeni zam geldi deniyor. Bu zamların kaynağı belli değil. Pandemi belası başımızda. Ekonomik kriz ortada. Pandemi nedeniyle ortada. Esnaf çalışamıyor. Malını satamıyor. Döviz dengesizliği apayrı bir dert. Hammaddeye gelen zam yüzde 200-300‘lerde. Bu malzemeyi aldığımızda ve sürekli zam yağan bir ürün skalası var. Bu zamlı ürünü aldığımızda kime satacağız?”

Bu haykırışa kör sağır olanların sorumluluğu çok büyüktür. Adım atmayanlar büyük bir vebal altına girecektir.

Saraylar bütün dünyada halkların üzerinde yüktür. Cumhuriyetçilerin görevi sarayları yıkmak, halkı özgür bırakmaktır. Türkiye halkı da sırtındaki bu kamburdan yaklaşmakta olan seçimle kurtulacaktır. Fakat yıkılana kadar sarayın yol açtığı sorunların büyümesi milyonlarca yurttaşı açlığa, yoksulluğa sefalete sürüklemektedir.

Esnaf kepenk kapatmakta, firmalar, üretim tesisleri batmaktadır. Faizden ve kurdan geçinen ve saraya sırtını dayamış bir grup yandaş, faizci dışında kimse krizden olumlu etkilenmemiştir.

Her geçen gün derinleşen krizin etkileri üretken sektörleri yıkıma sürüklemektedir.

Bu düzen böyle gitmez. Düzeni değiştireceğiz.

Demokratik, laik, sosyal, hukuk devletini hayata geçireceğiz” değerlendirmelerinde bulundu.

Yorumlar (0)
10
açık