17 Ocak 2019, Perşembe

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NDAN İTİRAF GİBİ CEVAP:Hava Kirliliği Uzaktan İzleniyor, Depremin Yaraları Hala Sarılmamış!

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NDAN İTİRAF GİBİ CEVAP:Hava Kirliliği Uzaktan İzleniyor, Depremin Yaraları Hala Sarılmamış!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilk kez 30 Ekim - 1 Kasım 2018 tarihleri arasında, bir çok ülkeden temsilcilerin katılımıyla Cenevre’de hava kirliliği ile ilgili bir konferans düzenlediğini ancak bu konferansa ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ne de Sağlık Bakanlığı’ndan bir temsilcinin katılmadığını hatırlatan Şeker “Bu kadar önemli olan bir konuda, özellikle sigara kadar insan ölümüne yol açan hava kirliliği konusunda Bakanlığınız niye gerekeni yapmıyor?” sorusunu yöneltmişti.

Şeker’e verilen yanıtta “söz konusu toplantı; ilgili web siteleri ve uzaktan erişimle izlenmesine olanak verilen yayınlar üzerinden takip edilmiştir” dendi. Bu yanıtın hava kirliliğine uzaktan seyirci kalmak anlamına geldiğini belirten Şeker “Uzmanlara göre dünyada her yıl yedi milyondan fazla kişi hava kirliliğine bağlı olarak erken ölüyor. Bunların 600 binden fazlasını çocuklar oluşturuyor. Ülkemizde ise her yıl 34 binden fazla kişinin hava kirliliği nedeniyle erken öldüğü tahmin ediliyor. Hava kirliliği sigara kadar ciddi bir hastalık ve ölüm sebebiyken doğrudan ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın böylesi önemli bir konferansa katılmaktan imtina etmesi, hava kirliliğine seyirci kalması kabul edilebilir bir durum değil” dedi.

 

AKP Kömür Değil, Ölüm Dağıtıyor!

İstanbul’da hava kirliliği ölçümü yapan istasyonların 2018 yılı günlük ölçüm verilerini de analiz eden Şeker,” Hava kirliliği ölçümü için baz alınan değerlerden olan PM10 için üst limit AB standartlarına göre 40. Türkiye’de şu anda bu üst sınır 60. 1 Ocak’tan itibaren Türkiye de üst sınır olarak 40’ı alacak. Ancak bitirmek üzere olduğumuz 2018 yılı içerisinde İstanbul’un özellikle bazı bölgelerinde yıllık ortalama değerler sağlıksız seviyelerde seyretmiş. Örneğin Esenyurt’ta yıllık ortalama PM10 değeri 64.265 olarak ölçülmüş. Sultangazi’de 62.587, Kağıthane’de 49.175, Alibeyköy’de 54.578 gibi PM10 ortalamaları kayda geçirilmiş. Bu bölgeler AKP’nin seçim vaadi olarak sağlıksız kömür dağıtımında bulunduğu yerlerin başında geliyor. AKP yıllardır halkımıza kömür değil ölüm dağıtmış aslında. Gelir dağılımındaki adaletsizlik doğalgaz bağlantısı olsa bile halkı kömür yakmak zorunda bırakıyor. AKP gelir dağılımını bozdukça, bedelini vatandaşlarımız sağlıkları ile ödüyor” diye konuştu.

 

Kanalizasyonlar İçin de Atık Garantisi Mi Geliyor?

Atık su arıtma tesisi inşaatı ve işletmesinde kamu-özel sektör iş birliği modelinin uygulanacağı yönündeki açıklamaları da hatırlatan Şeker, Bakan Kurum’a “Atık su arıtma tesisi inşaatı ve işletmesinde kamu-özel iş birliği modelini uygulayacağınızı belirtiyorsunuz. Burada da bir kanalizasyon suyu garantisi verecek misiniz? Eğer firmalar iflas ederse bu işletmeler ne olacak? Bunun şakası bile olmaz, bu konularda belediyeler üzerine düşeni yapmalı” uyarısında bulunmuştu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Şeker’e verdiği “Atık su arıtma tesislerinin inşaat ve/veya işletilmesi işinin kamu-özel sektör iş birliğiyle yapılması için gerekli, idari, hukuki ve teknik altyapının kurulmasında yapılması gereken düzenlemeler ile finansman modellerinin ortaya konması amacıyla Bakanlığımızca, Atık su Arıtma Tesislerinin İnşası ve İşletilmesinde Kamu – Özel Sektör İşbirliğinin Araştırılması Projesi yürütülmektedir.” yanıtı ile köprüler ve hastanelerden sonra kanalizasyonları da kamu-özel sektör işbirliği ile yapacağını açıkladı.  Şeker kamu – özel işbirliği modelinin bütçe üzerinde yarattığı tahribat ve ağır yüke dikkat çekerek “AKP kanalizasyonu dahi neoliberal politikaların konusu haline getirmenin derdinde. Vatandaş gitmediği hastanenin, geçmediği köprünün, yolun parasını ödediği gibi bu proje ile de kirletmediği suyun, kanalizasyonun parasını ödemeye mi zorlanacak?” sorusunu yöneltti.

 

Avcılar’da 64 Riskli Yapı mı Var?

İstanbul’un hazırlık yapması gereken en önemli konularından birisinin deprem olduğuna dikkati çeken Şeker “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı niçin var? Depreme güvenli konutlar yaratılması için var. Bugün Ataköy’deki o konutlar maalesef zemin sıvılaşması tehlikesinin olduğu yerde. Avcılar bugün deprem tehlikesiyle burun buruna ve 1999’da –ben Avcılar’daydım- o günden bugüne maalesef hiçbir şey yapılmadı. Koskoca yirmi yıl; bırakın yirmi yılı, beş yılda mahalle mahalle bu dönüşümler, deprem dönüşümleri yapılabilirdi. Niye bunları umursamıyorsunuz? Yüz binlerce insanımızın ölümüne niye seyirci kalıyorsunuz?” sorusunu yöneltmişti.

Şeker’e verilen yanıta göre 6306 sayılı Kanun kapsamında Avcılar’da bugüne kadar 3672 konut ve 656 işyeri olmak üzere toplam 4328 adet bağımsız bölüm içeren 696 adet bina için maliklerince “riskli yapı tespiti” yaptırılmıştır. Bunlardan 602 adedi yıktırılmıştır” dendi.

 

İstanbul ve çevresinde son günlerde ardı ardına yaşanan depremlere dikkati çeken CHP’li Şeker, “17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında çıkarılan Özel İşlem ve Özel İletişim Vergisi 20 yıldır kesintisiz şekilde toplanıyor. Şimdiye dek 70 milyara yakın ’Deprem Vergisi’ toplandı. Ancak daha Avcılar’daki riskli yapıların tümü bile yıkılmamış. Hala 94 bina yıkılmayı bekliyor. Bu paralar nereye harcanıyor? AKP yalnızca halktan toplamayı biliyor. Topladığı paraları halkın menfaatine kullanması gerekirken yandaşa rant dağıtma telaşıyla hareket ediyorlar. Bir an evvel Avcılar gibi bölgelerdeki tüm riskli yapılar maliklerin hiçbirisi mağdur edilmeden yıkılmalı. Hala ne için bekleniyor? Yeni bir deprem gelsin yıksın diye mi?” diye konuştu.

HABERE AİT RESİMLER

BAYRAKLI
yukarı çık