Bayram Yılmazkaya: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Tarıma Darbe Vurdu!

“Tarımsal hasıla kayıpları, büyüme oranlarının düşük olması ve AKP iktidarının ithalatçı politikaları ülkemizi tarımda “net ithalatçı” konumuna getirmiştir” diyen CHP Gaziantep Milletvekili Opr. Dr. Bayram Yılmazkaya, Hükümetin uyguladığı yanlış tarım politikalarıyla çiftçiyi üretemez hale getirmiştir dedi.

Bayram Yılmazkaya: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Tarıma Darbe Vurdu!

Yılmazkaya, “Koronavirüs salgınıyla önemi bir kez daha ortaya çıkan tarım ve gıdada tüm dünyanın şimdiye kadar bitirmiş olduğu ama bizim çok geç kaldığımız “Ulusal ve Sürdürülebilir Tarım Politikası”nın belirlenmesi şarttır” ifadelerini kullandı.

Hükümetin tarım politikalarıyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Yılmazkaya, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

“Gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler kendi insanlarının sağlığındaki en önemli faktörünün beslenmeden ve temiz havadan geçtiğini yıllardan beri keşfettikleri için ülkelerindeki tarım ve gıdadaki düzenlemeleri yıllar öncesinden tamamlamışlardır.

Bu ülkelerdeki kolay ve ucuz beslenme sayesinde salgın ve kronik hastalıklarda insanlar daha korunaklı hale gelmiş durumdadır.

Ama maalesef ülkemizde hemen hemen her alanda olduğu gibi mevcut iktidar insanların sağlığını geri planda bırakıp, birlerini nasıl daha çabuk zengin ederiz veya rant nerede daha fazladırın derdine düşmüş. Sonuçta ulusal politikalarımız tarım ve gıdada halen oturmamış bir sitemde devam etmektedir.

Yıllarca verdiğimiz mücadele ve uğraşlara rağmen ülkemiz insanları bol ve ucuz gıda noktasında, beslenmedeki yetersizlikler sonucunda salgın ve kronik hastalıklara bünyesel olarak daha zayıf bir şekilde yakalanmaktadır.

Yaşamın tüm bileşenlerini ve alanlarını yakından ilgilendiren tarım ve gıda tek bir kişinin aklıyla yönetilecek bir sektör değildir.”

“Ben Bilirim” “Yaptım Oldu” Tavrı Çok Yanlış

Yılmazkaya, “Koronavirüs salgınıyla önemi bir kez daha ortaya çıkan tarım ve gıdada tüm dünyanın şimdiye kadar bitirmiş olduğu bizim çok geç kaldığımız “Ulusal ve Sürdürülebilir Tarımın” belirlenmesi şarttır. Eğer bu yöntemi belirlemezsek günü birlik adımlar, pansuman nitelikli tedaviler, eksik çözümler ve yanlış düzenlemelerle gıda ve tarım alanındaki sorun yumağı her geçen gün biraz daha büyüyecek ve içinden çıkılmaz bir hale gelecektir.

Ne yazık ki ülkemizdeki tek adam yönetimine özgü “ben bilirim” ve “yaptım oldu” tavrı yapılan yasa çalışmalarında ve görüşülmesinde de kendisini göstermiştir. Daha önceki dönemlerinizde de her gelen tarım bakanı ülkenin ve insanlarının değil kendi hırslarının peşine düşerek bir öncekini yasayı değiştirip yine birlerinin menfaatine gelecek hale getirmiştir.

Artan nüfus, iklim değişikliği, su kaynaklarının kısıtlılığı, toprak kayıplarının artması, verimli toprakların kaybedilmesi gibi nedenlerle tarımsal üretimin nüfusa yetmediği durumlarda gıda egemenliği ve gıda güvenliği ülkelerin geleceğe güvenli bakabilmesi için en stratejik konular olacaktır” dedi.

AKP İktidarının İthalatçı Politikaları Ülke Tarımını Bitirdi!

“Çiftçilerimiz artık mesleği bırakıp tarlalarını ekmemeye başladı” diyen Yılmazkaya, “Ülkemiz tarımı, AKP İktidara geldiği günden bugüne kadar artan bir şekilde dışa bağımlı hale gelmiştir. 2002 yılında tarımsal hasılanın büyüme oranı 7,5 kat olarak gerçekleşmiş iken, 2003 ile 2019 yılları arasında tarım sektörü ortalama 2.7 büyümüştür. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra büyüme oranı daha da aşağıya düşerek 2018-2019 yıllarında ortalama yüzde 2,5 olarak gerçekleşmiştir.

Tarımsal hasıla kayıpları, büyüme oranlarının düşük olması ve AKP iktidarının ithalatçı politikaları ülkemizi tarımda “net ithalatçı” konumuna getirmiştir.

Sulama ve elektrik borçlarını ödeyememeleri, yeterli destek primi alamamaları, birikmiş banka borçları, devletin destek için verdiği ödemeden vergi kesilmesi, borçları nedeniyle gelen paralara usulsüz bir şekilde haciz ve bloke işlemi uygulanması, çiftçilerimizi çıldırtacak hale getirdiği gibi tükenmişlik sendromuna sokmuştur.

Çiftçilerimiz artık mesleği bırakıp tarlalarını ekmemeye başladılar.

Bu durum sayısal olarak da görülmektedir. 2002 yılında tarımın istihdamı yüzde 35 iken ve de 7 milyon 458 bin kişi tarımla uğraşıyor iken, 2019 yılında tarımın istihdam içindeki payı yüzde 18’e düşmüştür. Başka bir değişle son 17 yılda 2 milyon 361 bin kişi tarımsal istihdamdan çıkmıştır. 2019 yılında 3 milyon 387 bin hektar tarım arazisi, çoğu ülkenin gıpta ile bakıp eline geçmez iken ülkemizde maalesef nadasa bırakılmıştır.

Dünya tarımı ve ekme işini ciddiye alıp ucuz gıda teminin peşine düşmüş iken biz elimizdeki verimli arazileri yıllardır uygulanan yanlış ve tutarsız politikalar nedeniyle kaybetmekteyiz. Tarım ve tarım ürünleri güvenli olursa gıdaya ulaşım ya da alımı güvenli olur. Gıda çok ve ucuz olursa beslenme güçlü olur. Beslenme güçlü olursa vücut covit ve gribe daha az yakalanır. Yakalansa dahi güçlü ve çabuk atlatır. İnsanlarımızın gıda bakımından muhtaç durumda olması ve güçsüzlüğü, vücutlarının bu hastalığa daha ağır atlatmalarına neden olan faktörlerden biridir” ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 18 Kasım 2020, 11:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER