Kılıçdaroğlu'nun listesinden PM'ye giremeyen Örsan K. Öymen'den CHP'ye ağır eleştiri!

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun anahtar listesinde bulunmasına rağmen seçilemeyen Örsan K. Öymen  Cumhuriyet Gazetesi'nde kaleme aldığı yazıda CHP'ye ağır eleştirilerde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun listesinden PM'ye giremeyen  Örsan K. Öymen'den CHP'ye ağır eleştiri!

İşte Örsan K. Öymen  Cumhuriyet Gazetesi'nde kaleme aldığı o yazı:

25-26 Temmuz tarihlerinde gerçekleşen Cumhuriyet Halk Partisi 37. Olağan Kurultayı, her zaman ki gibi “anahtar liste” tartışmalarına sahne oldu. Genel başkanlık seçimlerinden çok, parti meclisi üyeliği seçimlerinin önem kazandığı kurultayda, on delegenin imzasını toplayan her parti üyesinin aday olabildiği “çarşaf liste” ile seçime gidildiği halde, genel merkez ve il örgütleri tarafından çıkarılan “anahtar listeler” nedeniyle, “çarşaf liste” anlamını yitirdi. Böylece delegelerin özgür iradesi, delege ağalarının vesayetinin gölgesinde kaldı.

Genel Başkan’ın birlikte çalışmayı tercih edeceği kişilerin adlarına yer verdiği bir “anahtar liste” çıkarması belli bir ölçüde anlaşılır bir durumdur. Ancak Genel Başkan’ın “anahtar listesine” ek olarak, Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin ve il başkanlarının “anahtarın anahtarı” ek listeler çıkarmaları, delegelere, “siz şu kişilere oy verin, şu kişilere oy vermeyin” mesajı vermesi, delegeleri bu şekilde baskı altına alması, delegelere emir kulu asker muamelesi yapması, parti içi demokrasiye bir kere daha darbe vurmuştur. Bu karmaşanın sonucunda, liyakat ölçütleri de önemli bir darbe yemiş, nepotizm ve karşılıklı çıkar ilişkileri ön plana çıkmış, parti içindeki birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu zedelenmiştir.
***

Kurultayda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi çıkardığı anahtar listeye ek olarak, “İktidara Yürüyüş Listesi”, “İktidar Yolu Listesi”, “İktidar İnancı Listesi”, “Hedef İktidar Anahtar Listesi” gibi birçok liste dağıtıldı. Bu listelerin ortak özelliği, Bilim Kültür Yönetim Platformu listesinden parti meclisine girecek sekiz aday konusunda aynı isimlere yer vermiş olmalarıdır. Nitekim seçimlerin sonucunda da bu listelerde yer alan söz konusu sekiz aday parti meclisine girmiştir.

Bu listelerin bir başka ortak özelliği, bir önceki dönemde parti yönetimine zaman zaman eleştiriler getiren eski parti meclisi üyelerine yer verilmemiş olması, Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde olan ve MYK’de görev alan tüm adayların ise yer almış olmasıdır. Bu da söz konusu listelerin Kılıçdaroğlu’nun onayı ve bilgisi dahilinde dağıtıldığı ve aynı merkez tarafından hazırlandığı kuşkusunu ortaya çıkarmıştır.

Türkiye’de siyasetin en büyük sorunlarından birisi, ideolojiden, kavramsallıktan ve kuramsallıktan yoksunluktur. Siyaset bu nedenle büyük ölçüde, kariyer yapma, ego tatmin etme, makam, mevki, koltuk kapma aracına dönüşmüştür. Bu da siyasetin niteliğini olumsuz bir yönde etkilemektedir. Türkiye’deki siyasetçilerin büyük çoğunluğu siyasetin ne olduğunu bilmemektedirler. İdeolojiden, kavramlardan, kuramlardan, ilkelerden uzak popülist yaklaşımlar ve entrikalar, halka siyaset olarak sunulmaktadır.

***

Son yıllarda CHP yönetimindeki en büyük sorunlardan birisi de laiklik konusundaki reflekslerinin zayıflamış olmasıdır. Siyasetin, kamuda kadrolaşmanın ve eğitimin dinselleştiği bir ortamda, Ayasofya üzerinden şeriat ve hilafet çağrılarının yapıldığı bir dönemde, CHP edilgen davranmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun son zamanlarda Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarında laiklik ilkesinden ve buna bağlı sorunlardan hiç söz etmemesi, kurultayda da bu konunun kısaca geçiştirilmiş olması, büyük bir talihsizlik olmuştur.

CHP’nin, sağdaki siyasi partilerle seçim dönemlerinde işbirliği yapması ve ittifak kurması için, temel ilkelerinden vazgeçmesi gibi bir zorunluluk yoktur. CHP kendi ilkelerini koruyarak da bu ittifakları ve işbirliklerini gerçekleştirebilir. Bunun aksini yapması durumunda, kendi tabanında çözülme yaşar, diğer partilerle gerçekleştirdiği işbirliği ve ittifak da hiçbir işe yaramaz.

Ayrıca laiklik, sadece CHP Parti Programı’ndaki bir ilke değildir, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasındaki bir ilkedir. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve tüm siyasi partiler bu ilkeye uymakla yükümlüdürler. Bu ilkeye aykırı siyaset yapan herkes anayasal suç işlemektedir.

Laiklik, siyasilerin keyfine veya güncel siyasal koşullara göre kabul edilecek veya edilmeyecek bir ilke değildir!
 

Güncelleme Tarihi: 04 Ağustos 2020, 01:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER