CHP Sözcüsü: Erdoğan 2023’te yeniden şahlanıştan” bahsediyor, sanırsınız beyler tazecik hükümet

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında konuştu.

SİYASET 17.09.2021, 16:21 17.09.2021, 16:28
CHP Sözcüsü: Erdoğan 2023’te yeniden şahlanıştan” bahsediyor, sanırsınız beyler tazecik hükümet

CHP iktidarında yeni kurumlarla, yeni kurallarla, yeni kadrolarla Türkiye'nin ayağa kalkacağını söyleyen Öztrak, "Bunun için dört ayaklı bir strateji izleyeceğiz. Biz hazırız. Milletimiz hazır. Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında, CHP ülkemizi yepyeni bir ufka taşıyacak" dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:


AK Parti Genel Başkanı, Cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 için, ulaşmayı taahhüt ettiği hedefleri, 2011 seçimlerine giderken, bu seçim beyannamesiyle ilan etti.
Yetmedi, bu taahhütlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 10. Kalkınma Planı’yla resmileştirdi. 11 yıl geçti, Erdoğan iki hafta önce, kendi imzasıyla açıkladığı Orta Vadeli Program’da, millete verdiği 2023 taahhütlerinin yalan olduğunu açıkladı.

Söz verdiği hedeflerin yarısına bile ulaşamayacağını itiraf etti. Ne söylediyse, ne vaat ettiyse, altında ezildi. Şimdi aynı Erdoğan, milletten özür dilemek yerine, müflis bezirgân misali, eski vaatlerine kulp takıp, allayıp pullayıp, yeniden milletimize yutturmaya kalkıyor.

İsmi bile kalmayan 2023 hedeflerinin ismini sayıklayarak, ortalarda dolaşıyor ama milletimize, 2023’te 2 trilyon dolara çıkarmayı taahhüt ettiği milli geliri, neden 925 milyar dolara düşürdüğünü, “25 bin dolar olacak” dediği kişi başına geliri, neden 10 bin 703 dolara düşürdüğünü, “500 milyar dolar olacak” dediği yıllık ihracatın, Ne olup da 242 milyar dolara gerilediğini, yüzde 5’e indirmeye söz verdiği işsizliğin, Nasıl olup da yüzde 11,4’e sıçradığını, anlatmıyor. Anlatamıyor.

Sözlerini tutamayan Erdoğan, “Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten” diyemiyor. Onun yerine büyük ve güçlü Türkiye’nin “siluetinin” ufuktan göründüğünü söylüyor. 19 yıllık yönetimlerinin sonunda milletimize, “Hedefleri tutturamadık, yalan oldu” demek yerine, Size 2023 hedefleri yerine “Silüet verelim”, sesinizi çıkartmayın diyor.


Yetmiyor, hiç sıkılmadan, “2023’te yeniden şahlanıştan” bahsediyor. Sanırsınız beyler tazecik hükümet. Beyefendi “çıraklık” dedi, “kalfalık” dedi, “ustalık” dedi, Milletin 20 yılını çaldı… Şimdi çıkmış hala şahlanmaktan konuşuyor.

En son 2003’te Cihan isimli bir küheylan, şahlanıp Erdoğan’ı üstünden atmıştı. Şimdi de asil milletimiz sandıkta şahlanıp; Erdoğan’ı attan düşmekten beter etmeye hazırlanıyor.


Sözlerinin altında ezilen, Yere düşen Erdoğan, Bir avuç toprak almadan yerden kalkmak istemiyor. Beyefendi Sakarya Zaferi’nin yıl dönümünde, çöp olan 2023 hedeflerini, dünya tarihinin, emperyalizme karşı en şanlı mücadelesi olan, Milli Mücadelemizle aynı kefeye koymaya kalktı.

Orada da durmadı. "Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve en cesur makas değişikliğini gerçekleştirdiklerini ” söyledi. İnsaf be kardeşim. Ne makas değiştirmesi, siz treni devirdiniz. Treni… Bunlar ne kadar beceriksiz makasçı olduklarını, defalarca tren devirerek gösterdiler zaten.

2004’te Pamukova’da treni devirdiler, 41 vatandaşımız yaşamını kaybetti. 2008’de Kütahya’da treni devirdiler, 9 vatandaşımız öldü. 2018’de Çorlu’da treni devirdiler, 25 vatandaşımız aramızdan ayrıldı. Raylarda çarpıştırıp devirdikleri trenleri saymıyorum bile… Beceriksizliklerinin bedelini hem canıyla, Hem de malıyla, milletimiz ödedi.

Şimdi de Ucube Şahsım Vesayet Rejimiyle, Devlet trenini raydan çıkarıp devirdiler. Trenin altında koskoca bir millet kaldı.

Bu beceriksiz makasçı, Yargı trenini devirdi… 2010’da Hâkimler ve Savcılar Kurulunu FETÖ’ye teslim etti. Ordumuza kumpas kurdurdu. Ordumuzun Harim-i ismetini, kozmik odasını, Suç ortaklarına açtı. Sonra aynı yağmurda ıslandığı eski dostları, Darbeye kalkıştı. Meclisi bombaladı. Millet, o gece devletini sokaklardan topladı. Erdoğan yolunu açtığı bu hain darbe girişimine de “Allah’ın bir lütfu” dedi. Bu darbe girişimini vesayet rejimini kurmak için kullandı.

Beceriksiz makasçılar devlette liyakat trenini de devirdi… Büyükelçilikler, rüşvetten aklanmamış eski bakanlara, Rektörlükler, tekaüt milletvekillerine arpalık yapıldı. Liyakatin yerini, Saraya sadakat aldı. Erdoğan bir imzayla devletin tepesine istediğini atama yetkisini aldı ama onu bile beceremedi.

Devlet Demiryollarına yeni atadığı Genel Müdür, 10 gün dayanabildi. Atanan müdür hapisteki Adnan Oktar yapılanmasıyla iltisaklı çıktı. Öncesinde de aynı kişiye, Devlet Demiryollarından 40 milyon Avro tutarında ihale verildiği anlaşıldı. Böyle beceriksiz yönetim dünyanın neresinde var?

Erdoğan’ın atadığı Ticaret Bakanı, kendi firmasından Bakanlığına usulsüz olarak mal sattı. Ama bu Bakan hakkında hiçbir şey yapılmadı. Teşekkürlerle uğurlandı.

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “17-25 Aralık tapeleri doğru” dedi. “Bağımsız bir savcı istiyorum. Yüce Divandan korkmuyorum” dedi. Ne savcılar ne de Cumhur İttifakı’nın vekilleri gıkını çıkarabildi.


Devlet yönetimi çürüdü, kokuştu. Beceriksiz makasçı Erdoğan eğitimde de treni devirdi. Her gelen bakanla eğitim sistemi değişti, Her gelen bakanla sınav sistemi değişti. Öğrencilerin de, öğretmenlerin de, velilerin de başı döndü. Bugün öğretmen sayısı yetersiz, Okullarda hizmetli yetersiz, Derslik sayısı yetersiz, Öğretmenlerin aşı sorunu sürüyor. Veliler çocuklarının sağlığı için çok endişeli. Ve üniversiteler açılırken, Devlet yurtları yetersiz. Özel yurtlar ateş pahası, Kiralar ise uçuyor.

Eğitimin kalitesi de ortada; PISA gibi uluslararası yarışma sınavlarında, OECD, yani Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı ülkeleri içerisinde, Son sıralardayız. Eğitimde fırsat eşitliğinde de son sıralardayız. Dün “OECD Bir Bakışta Eğitim 2021” raporunu açıkladı. Sınavlarda yüksek puan alan öğrenciler, Sosyo-ekonomik durumu iyi olan ailelerden geliyor. Türkiye, tüm OECD içinde, Fırsat eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke…

Cumhuriyetin en büyük devrimi, Çalışkan bir çobanın, Cumhurbaşkanı olmasının önünü açan Fırsat eşitliğini sağlamasıydı. Erdoğan'ın eğitim sisteminde artık yoksulluk, babadan evlada miras kalıyor. Ülkede nitelikli eğitimi katlettiler. Bir yandan bilim yuvası Boğaziçi Üniversitesi’yle uğraşıyorlar. Diğer yandan, Her köşede liseden bozma üniversiteler açıyorlar. Buralardan mezun olanlar, İşsiz ordumuza katılıyor. Resmi verilere göre üniversiteli işsiz sayımız 1 milyonun üzerinde.


Beceriksiz makasçı Erdoğan Şahsım Hükümeti Tarımda da treni devirdi. Ürün fiyatı ile girdi fiyatı arasında sıkışan çiftçilerimiz perişan… Üzüm üreticisi feryat ediyor, Fındık üreticisi feryat ediyor, Pancar üreticisi feryat ediyor. Yer fıstığı üreticisi feryat ediyor.

Çerezlik ayçiçeğinde geçen yıl 13-14 lira olan fiyatlar Şimdi 6-7 liralarda. Yüzde 40 yağlı ayçiçeğine 5 lira 10 kuruş avans fiyatı verdiler. El insaf! Mazot uçmuş, gübre uçmuş, ilaç uçmuş, Bunun zaten üretim maliyeti en az 4 bin 500 lirayı buluyor. Bu çiftçi ne yiyecek ne içecek, Seneye hangi parayla tarlasını sürüp ekecek?

Çiftçinin önümüzdeki yıl üretebilmesi için, Ayçiçeğinde üreticiye kilo başına primi 1 liraya yükseltin. İndirilen gümrük duvarları yeniden yüzde 27 yapın. 1,5 ton ithalat için 1 ton üreticiden alım kotası getirin.

Çiftçiye kanunen hak ettiği, 213 milyar liralık tarımsal desteği de ödemediler. Çiftçiyi ithalat sopasıyla dövüyorlar. 19 yılda, Tarım ve hayvancılıkta yapılan toplam ithalat, 120 milyar 419 milyon doları buldu. Bu kadar parayı, bizim çiftçimiz yerine, elin çiftçisi, elin yabancı şirketi kazandı.


Beceriksiz makasçı, Vatandaşın geçim trenini de devirdi. Üretici perişan oldu ama vatandaş da ucuz meyve-sebze göremedi. Hayat pahalılığı aldı yürüdü. Hükümet bu masrafları düşürecek önlemler alacağına şimdi görüntüyü kurtarmaya çalışıyor. Yalandan fiyat etiketlerini denetliyor…

Erdoğan; Hayat pahalılığı konusundaki sıkıntıyı biliyorum diyor. En kısa sürede enflasyonu kontrol altına alarak, “Raflardaki, etiketlerdeki Fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğim” diyor.

Beyefendi herhalde yeni iş başına geldi. Allah aşkına, raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının, Önüne geçmek için, koskoca 20 yıldır ne yaptınız? Hiçbir şey. Onun yerine 128 milyar dolar rezervimizi, Merkez Bankası’nın arka kapısından Hazine Bakanı Damadınızın Hazine’sine aktardınız. Onun talimatıyla da buharlaştırdınız. Paramızı pul ettiniz.

1 Ocak 2009 tarihinde; 200 liralık banknotu tedavüle sürdünüz. 2009’un Ocak ayında, 200 lirayla fileye attığımız meyveyi, sebzeyi, Eti, unu, şekeri, Bugün almak için, cüzdana dört tane 200 lira koymak yetmiyor, Bir de yanına 50 lira koymak gerekiyor.

Erdoğan 2018 seçimlerine giderken, “Verin bu kardeşinize yetkiyi, Faizle, şununla, bununla nasıl uğraşılır göreceksiniz” dedi. Millet de, “Treni 2023’e götürsün”, Faizle, şununla, bununla uğraşsın diye, Yetkiyi Erdoğan’a verdi.


Şimdi, dünyada en yüksek politika faizine sahip 9. ülkeyiz. Almanya’da 10 yıllık tahvilin faizi negatif, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 1,5. Bizde en son borçlanma ihalesinde dolar cinsinden, 10 yıllık tahvilin faizi yüzde 6,5.

ABD’den yüzde 1,5 faizle borçlan, Borç aldığın parayı yüzde 6,5 faizle Türkiye’ye okut. Arada taş atmadan, kolun yorulmadan Yüzde 5’lik getiriyi cebe indir. Faiz lobileri bu hükümeti sevmesin de, kimi sevsin?

19 yıllık Şahsım Hükümetleri döneminde, Milletin cebinden alıp, Londra’daki bir avuç faiz lobisinin cebine koydukları para 191 milyar dolar.

Aynı dönemde, Bütçeden içeriye ve dışarıya yapılan toplam faiz ödemesi, 509 milyar 381 milyon dolar.

Bu milyar dolarları söylemesi kolay da hakikaten aklın, havsalanın alacağı rakamlar değil. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün maliyeti 3,5 milyar dolar. Bunların ödedikleri faizle, Şimdi 145 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılırdı. İstanbul-İzmir Otoyolu’nun maliyeti, Osmangazi Köprüsü dâhil 10,3 milyar dolar. Bu ödenen faizle Türkiye’nin etrafını dört kere dönecek, Otoyol yapılırdı.

Erdoğan’ın yönettiği ekonomide, Yandaşlar da abat olmaya devam ediyor. “1 kuruş vermeden yaptırdık” denen, dolar, avro garantili ballı projelere, sadece bu yılın ilk 8 ayında bütçeden ödenen para 18 milyar 874 milyon lira.


Dünya Bankası verilerine göre Son üç yılda ülkedeki yoksul sayısı, 3 milyon 232 bin kişi arttı. TÜİK’e göre yoksul sayısı 17 milyon 921 bin kişi. Bir de çok derin çocuk yoksulluğu var. Derin Yoksulluk Ağı ’nın İstanbul’da düzenli geliri olmayan ailelerle yaptığı, Son araştırmaya göre, Ailelerin yüzde 74’ü bebek maması ve bezi almakta zorlanıyor. Yüzde 21’i ise hiç alamıyor. Aileler çocuklarını hazır çorbayla, Şekerli suyla, pirinç lapasıyla besliyor. Görüşülen ailelerin yüzde 39’u, Geçinmek için her gün öğün atladıklarını söylüyor. Ama Sarayın beslemeleri Millete tepeden bakınca, Memlekette açlık görmüyor. Aç gözlülük görüyor. Elbette kişi herkesi kendi gibi bilir.

Tabi saraydakilerin hepsinin tuzu kuru. Tok açın halinden ne anlasın… Şimdi bu tok saraylılar, Saraydaki müsamerelerine, İşçilerimizi dekor yapmaya başladılar.


Ne demişler, “Üç çeşit yalan vardır, Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.” Erdoğan yalanın bu üç çeşidini de sıkılmadan kullanıyor. Erdoğan Sarayında topladığı işçilere, “Asgari ücreti milli gelirden daha fazla artırdıklarını” söyledi. İşçinin, memurun maaşlarına, Emeklilerin aylıklarına yaptığı fevkalade zamlardan bahsetti

2002 Aralık ayından, 2021 Temmuzuna Net Asgari ücretin artışı, milli gelir artışının altında. Bu bir. Bunu ben söylemiyorum. Cumhurbaşkanlığı Strateji Bütçe Başkanlığının rakamları söylüyor. Erdoğan inanmıyorsa, Kendine bağlı bu başkanlığa bir sorsun.

İkincisi, Bir çalışanın refahı, Eline geçen maaşla alabildiği mal ve hizmetin artmasıyla ölçülür. 2002 sonunda, Ortalama memur maaşının tamamıyla, 41 ayda otomobil alınabiliyordu. Şimdi ortalama memur maaşının tamamıyla, Ancak 60 ayda otomobil alınabiliyor.

Yine ortalama bir kamu işçisi, 2002’de eline geçen ücretin tamamıyla, 23 ayda araba alabiliyordu. Şimdi 41 ayda kazandığıyla ancak araba alabiliyor.

Son bir yılda 55 ülke içinde, Konut fiyatları en çok artan ülke Türkiye… Vatandaşlarımız artık konut alamıyor. Konut satışları Ağustos ayında, Geçen yılın aynı ayına göre, yüzde 17 azaldı. Yabancılara konut satışları ise yüzde 51 arttı. Paramızın değeri güneş görmüş kar gibi erittiler. Beceriksiz makasçılar ülkemizi milletimize cehennem, Yabancıya ise cennet ettiler. Sonra da çıkıp emeklinin, memurun, İşçinin maaşı fevkalade arttı diyorlar. Millet önceden düğünde dernekte, Eşine dostuna rahatlıkla bir çeyrek altın takabiliyordu. Şimdi millet kendi evladının mürüvvetinde bile çeyrek takamıyor.

2002 sonunda ortalama bir memur maaşıyla, 18 çeyrek altın alıyordu. Şimdi 6 çeyrek ancak alabiliyor. Kamu işçisi maaşıyla, 31 çeyrek altın alabiliyordu. Şimdi ancak 9 çeyrek alabiliyor.

Asgari ücretli 2002 sonunda eline geçen parayla 6 tane çeyrek altın alıyordu. Şimdi ancak 3 çeyrek altın alabiliyor. İşçi emeklisi 2002 sonunda aldığı aylıkla, 9 tane çeyrek altın alabiliyordu. Şimdi sadece 3 tane alabiliyor. Memur emeklisi 15 tane çeyrek altın alabiliyordu. Şimdi ancak 4 tane alabiliyor.

İşçinin, memurun, emeklinin hali bu… Ama saray ahalisi milleti unuttu. Sesini duymuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi’nin rakamlarına göre, 26 Avrupa ülkesi içinde, Arnavutluk, Karadağ ve Bulgaristan’dan sonra, Asgari ücretin en düşük olduğu ülke, Türkiye.

Türkiye artık Avrupa’nın Çin’i bile değil. Çin’de 2002’de kişi başına gelir bin 141 dolarken, Bizde 3 bin 617 dolardı. Kişi başına gelirimiz Çin’in üç katıydı. Şimdi Çin’de kişi başına gelir 10 bin 483 dolar. Bizde ise 8 bin 548 dolar. Bu tabloyla övünmek mümkün mü? Cumhurbaşkanı makamında oturanların, önce hesap bilmesi gerekir. Biz kendisine nelerin milli gelirden daha hızlı arttığını, neyin şaha kalktığını söyleyelim: BORÇ… Tekrar ediyorum borç.

2002’nin sonundan 2021’in üçüncü ayına kadar, Reel sektörün borcu 45’e katlandı. 3 trilyon 384 milyar lira oldu. Vatandaşın tüketici kredisi ve kredi kartı borcu, öyle beşe, ona değil; tam 128’e katlandı, 847 milyar lira oldu.

Devletin, şirketlerin ve ailelerin borçlarının toplamı ise 19’a katlandı, 6 trilyon 334 milyar lira oldu. Bunlar öyle alelade rakamlar değil, insanlar bugün bu borçları yüzünden hayatlarına son veriyor.


Dünya, salgında vatandaşlarını paraya boğarken, Erdoğan Şahsım Hükümeti milleti borca boğdu. Dünyada benzer ülkeler arasında, vatandaşına en az doğrudan destek veren, buna karşılık en fazla borç veren ülkelerden biri olduk.

Ama Erdoğan dün çıktı, salgında esnafa ne kadar çok kredi verdiklerini, ballandıra ballandıra anlattı. Oysa esnaf, Hem borç ödeyip hem de sattığı malı, Yarın yerine nasıl koyacağını kara kara düşünüyor. Bankalar salgın döneminde vatandaşa verilen, düşük faizli kredileri, Üç katı faizle yeniden yapılandırmanın peşine düşmüş. Peki, bu borçlar nasıl ödenecek? Erdoğan bunun için bir söz söyledi mi? Hayır.


Hükümetin treni devirdiği bir diğer alan da dış politika… Suriye’de “Emevi Cami’ne gideceğiz” derken, 5 milyon Suriyeli ülkemize girdi. En az 40 milyar dolar harcandı. Sınırlarımızı korumak için yüzlerce şehit verdik. Hala da veriyoruz.

En son İdlib’de üç askerimiz şehit edildi. Kim şehit etti? Erdoğan milletten saklıyor. İdlib’de ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabiliyoruz. Çatışmasızlık bölgesi denen yerde, radikal unsurlar bizi sırtımızdan vuruyor.

Ve İdlib kazanı kaynıyor. Buradan ülkemize yönelecek yeni bir insan akını ve bunların arasına sızacak radikal unsurlar bizim için tam bir kâbus.

Erdoğan’ın beraberce dondurma yaladığı Rusya Devlet Başkanı Putin, altı yıl sonra ilk kez Esad’ı Moskova’da ağırladı. Birleşmiş Milletler kararı olmadan Suriye’de bulunan yabancı askerlerin Suriye hükümetinin hâkimiyeti için engel oluşturduğunu söyledi.

Bu mesajın muhatabının Türkiye olduğunu anlamak için, alim olmaya gerek yok. Rusya daha önce İdlib’de 36 askerimizi şehit olmasına neden oldu. Erdoğan koşa koşa Kremlin’e gitti. Sarayın kapısında dakikalarca bekletildi. Erdoğan’ı açıkça uyarıyoruz. Bu milletin böyle büyük bir acıyı, bir daha yaşayacak ne takati, ne de böyle bir zilletin tekrarını sindirecek müsamahası var.


Önümüzdeki seçimler, ülkemiz için büyük önem taşıyor. Milletimizin bu iktidardan sıtkı sıyrıldı. Ülkemize lig düşürten bu iktidardan kurtulmak için, millet sandığı hasretle bekliyor. Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında, CHP iktidarında, yeni kurumlarla, yeni kurallarla, yeni kadrolarla ülkemizi ayağa kaldıracağız.

Bunun için dört ayaklı bir strateji izleyeceğiz. Stratejimizin ilk ayağında, adaleti, demokrasiyi ve kuvvetler ayrılığını ayağa kaldırmak var. Tarafsız Cumhurbaşkanı ile “Yepyeni ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” yapacağımız tüm diğer işlerde güçlü bir zemin ve yitirilen güven ortamını oluşturacaktır.

Programımızın ikinci ayağında üretimin önünü açacak önlemler var. Ekonomiyi borçla şişirme modeli iflas etti. Üreterek, verimliliği artırarak, ekonomiyi büyüten bir ekonomi modeli getireceğiz.

Salgın döneminde ülkeler çok önemli dersler edindi. Bu dersler ışığında devletin, sağlık, eğitim, gıda güvenliği gibi kritik alanlarda akılcı müdahalesini sağlayacağız. Dijital ve Yeşil Ekonominin sunduğu fırsatları değerlendireceğiz. Refah Devleti 3.0 yaklaşımından yararlanacağız.

Programımızın üçüncü ayağında, üretilen refahın adil şekilde paylaşılması var. Üretim artışıyla oluşan refahı topluma yaymadığınızda, toplum kesimlerini dışladığınızda, Birilerini arkada bıraktığınızda, bu büyüme sürmüyor. Burada da en önemli kurumumuz, Aile Destekleri Sigortası olacak.

Ve programımızın dördüncü ayağında, çevresel, ekonomik ve mali sürdürülebilirlik var. Bu sene yaşadığımız yangın ve sellerde gördük; Tüm yapılacak işlerde, sürdürülebilirliği planlamak önceliklerimiz içinde olmak zorunda. Yeşil Mutabakata uyum sağlayarak, Paris İklim Antlaşması’nı onaylayacağız. Borcun kontrolsüz artışına müsaade etmeyeceğiz. Enflasyona neden olmadan, istikrar içinde hızla büyüyeceğiz.

Biz hazırız. Milletimiz hazır. Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında, CHP ülkemizi yepyeni bir ufka taşıyacak.

Yorumlar (0)