CHP LİDERİ ÖZGÜR ÖZEL: “SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kenti Kanal İstanbul’dan kurtardığını belirterek, “Murat Kurum’a soruyorlar. ‘Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?’ Baktı ki Ekrem Başkanının sloganını İstanbul benimsemiş, ya kanal ya İstanbul demiş. Diyor ki ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun? Neden Kanal İstanbul konuşalım.’ Kardeşim, Kanal İstanbul’u sen söyledin, senin reisin söyledi, Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini de işte Ekrem Başkanımız durdurdu” ifadesini kullandı.

SİYASET 01.03.2024, 18:51 01.03.2024, 18:55
CHP LİDERİ ÖZGÜR ÖZEL: “SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Beykoz’da halk buluşmasına katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beykoz Belediye Başkan Adayı Alaattin Köseler’in katıldığı halk buluşmasında konuşan Özel, “Bugün Beykoz’da böyle coşkulu bir kalabalığın karşısında büyük bir heyecan, büyük bir umutla karşınızdayım. 1999’da göreve gelen, Beykoz’a çok önemli hizmetler eden, o günden bugüne aklı, fikri Beykoz olan, Beykoz’da basketbol oynamış, Beykozspor’da yöneticilik yapmış, yani öyle dışarılardan değil, ithal değil, kayyum değil Beykoz’un öz evladı Alaattin Köseler’in heyecanını paylaşmaya geldim” dedi. “Alaattin Başkan bütün adaylar gibi heyecanlı ancak Alaattin Başkanın yarım bıraktığı işleri çok daha iyileri yapılacakken içini parçalayan, ‘yahu Beykoz bunları mı hak ediyor’ deyip de içi içine sığmayan günleri geride bırakıyoruz” diyen Özel, “Alaattin Başkan geliyor. Ona inanıyor, güveniyoruz. Ona Beykoz’u emanet ediyoruz, onu sizlere emanet ediyorum. Biraz önce otobüs ile uzun bir yoldan geçtik ve buraya geldik. Ben 5 sene önce de Beykoz, Üsküdar, Ümraniye’de çalışma yapmıştım. O günlerde nezaketen el sallayanlar, kalp yapanlar, otobüsün önüne koşanlar vardı ama bugün gördüğüm Ümraniye, Üsküdar, Beykoz var ya o ne güzel Beykoz öyle. Niye oluyor bunlar? Çünkü Beykoz 5 yıl önce İstanbul’un verdiği karardan memnun. 5 yıldır İmamoğlu’nun, ekibinin Beykoz’a yaptıklarını görmüş. Bundan memnun ve yeni bir karar vermiş. Diyor ki İmamoğlu ile 5 yıl daha tam yol ileri. Niye demesin ki? Ya olmasaydı? Ya geçen seçimlerde o küçük farkı bile önce hazmedemediler, hilelerle seçimi elimizden almak istediler, sonra hadi bir daha dediler. O 19 günde Ekrem Başkanın neler yapabildiğini görenler, nasıl hakkı yendiğini, nasıl İstanbul’un iradesine el konulmak istendiğini görenler, ne yaptı? ‘Biz Haziran’da Osmanlı tokadı vuracağız’ diyenlere demokrasi tokadını bir vurdu, akılları başlarına geldi” ifadelerini kullandı. Özel, şunları söyledi:

“ALAATTİN BAŞKAN VE EKREM BAŞKAN EL ELE”

“Beykoz niye memnun olmasın ki? Tayyip Beyin dediği gibi Binali Bey yönetseydi, mesela Beykoz’a 154 bin ton asfalt döküldü ya, o asfalt dökülmeyecekti. Beykoz’da 3 bin 335 haneye direkt yardım başlattı Ekrem Başkan. Bu yardımlardan Beykoz’un yardıma muhtaç aileleri yararlanamayacaktı. 3,5 milyon çiçek dikmiş Beykoz’a, 40 bine yakın ağaç, 21 bin hijyen paketi, 25 bin sahipsiz hayvanı Beykoz sokaklarından kurtarıp iyileştirmiş, aşılamış, ıslah etmiş. 4 bin 600 kişiye İstanbulkart vermiş. Tam 2 bin 283 evladımıza burs vermiş, sahip çıkmış. Yetmemiş 56 bin metre doğalgaz, 74 kilometre su borusu döşemiş, altyapıyı yenilemiş. Ekrem Başkan Beykoz’dan aldığını Beykoz’a vermiş, Beykoz’u unutmamış, ona sahip çıkmış. Bir yandan Beykoz’a dışarıdan gelenler, Beykoz’un oyunu alanlar ama Beykoz sokaklarında görünmeyenler var. Bu seçimden sonra Beykoz sokaklarında sadece böyle güzel yollarında değil, Beykoz’un köylerinde, arka mahallelerinde, yoksul mahallelerinde Alaattin Başkan ve Ekrem Başkanı el ele, kol kola, omuz omuza göreceksiniz. Beykoz’un sorunlarını biliyoruz. Kentsel dönüşümle ilgili mağduriyeti, gönüllü olması gereken bir şeyde rızası olmayan 300 aileyi ite kaka dışarıya atmalarını biliyoruz. Beykoz’da, bu güzel kentte zamanında kentin cefasını çekenlere, ‘Sen git buradan sefasını başkaları sürecek’ diyenleri biliyoruz. Elbette kentsel dönüşüm istiyoruz ancak adil, yerinde, şehirden koparmayan bir kentsel dönüşümün de sözünü veriyoruz.”

“BEYKOZ’UN MAKUS TALİHİ DEĞİŞECEK”

“Beykoz’un geçmişine bakınca memleketim Manisa ile benzerlikler gördüm. Bizde bir Sümerbank fabrikası vardı, kapattılar. İçimiz yandı, hem işsizimiz arttı, hem kentin önemli sosyal çevresi ortadan kalktı. Burada da deri kundura fabrikasının kapatıldığı, ispirto fabrikasının kapatıldığını ve son olarak Paşabahçe fabrikasının, Şişecam fabrikasının kapatıldığını, yerine istihdam yaratacak, kaynak yaratacak hiçbir adımın atılmadığını, Beykoz’un boynu bükük bırakıldığını gördüm, üzüldüm. Ama Ekrem Başkanın Beykoz ile ilgili neler yapacağını, Alaattin Başkan ile kol kola girip Beykoz’u nasıl ayağa kaldıracağını, bu konudaki azmini, heyecanını ve kararlılığını biliyorum ve üzülmüyorum. Size müjde veriyorum. 1 Nisan’da Beykoz’un makus talihi değişecek. Söz veriyoruz.”

“EKREM BAŞKANIN EN GÜZEL TARAFI”

“Bakın en güzel tarafı ne biliyor musunuz, Ekrem Başkanın? Ekrem Başkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğundan beri İstanbul’un üstünde, bir helikopterin içinde Tayyip Bey gezemiyor. Gezip de yanındaki İBB Başkanına, ‘Bu arsa kimindi’ ‘Bizim efendim.’ ‘Katarlılara verdim. Bu arsa kimindi?’ ‘İBB’nin efendim. Ben bunu Birleşik Arap Emirliklerine söz verdim.’ ‘Yahu arsa kalmadı mı?’ ‘Kalmadı efendim.’ ‘O zaman bir kanal daha açalım, etrafını Katarlılara satalım.’ Bunların hepsi bitti, şimdi Kurum’a soruyorlar. ‘Kanal İstanbul hakkında ne düşünüyorsunuz?’ Baktı ki Ekrem Başkanının sloganını İstanbul benimsemiş, ya kanal ya İstanbul demiş. Diyor ki ‘İstanbul’un sorunlarını konuşalım. Bunu niye gündeme getiriyorsun? Neden Kanal İstanbul konuşalım.’ Kardeşim, Kanal İstanbul’u sen söyledin, reisin söyledi, Tayyip Erdoğan söyledi. Bu ihanet projesini Ekrem Başkanımız durdurdu. 5 yıl önce Ekrem Başkan değil de Tayyip Beyin adayı Binali Bey olsaydı, kalan bütün arsalar gitmişti. İstanbul’un boğazına hançer girmişti. Kanal İstanbul’u yapmışlar, her tarafı Katarlılara satmışlardı. İstanbullu Ekrem Başkana oy vererek Beykoz’da Alaattin Köseler’e oy vererek sadece kimin belediye başkanı olacağına karar vermeyecek, Beykoz’un ve İstanbul’un yeniden ihanete uğramasına engel olacak, izin vermeyecek. Çıkmışlar, tekrar oy istiyorlar. Hatta 1994’te kazanmış ya, 94 ruhuyla diyorlar. Kardeşim 94 ruhu dediğin nedir? Ankara’da Melih Gökçek belediyeciliğidir. Burada o günden itibaren İstanbul’a ihanetin başlangıç günüdür. Ben demiyorum, Tayyip Bey diyor. Diyor ki ‘Biz yatay mimari yapamadık, dikey mimariyi tercih ettik. İstanbul’a hançerleri sapladık. Burada benim de suçum var.’ Doğru söylüyor, rakamı söyleyeyim mi? O geldiğinde İstanbul’da kaç gökdelen vardı? Dört. O giderken kaç vardı? Tam 247. İstanbul’a 243 tane hançer saplayanın bundan sonra İstanbul’a vereceği hiçbir şeyi yoktur. Uzak dursunlar, gölge etmesinler yeter.”

“SENİN ÖNCELİĞİN BEŞLİ ÇETELER, BENİM ÖNCELİĞİM EMEKLİLER”

“Bir de Tayyip Bey ile aramızda son günlerde büyük gerilim var. Bana diyor ki, ‘Birisi emeklileri tahrik ediyor’. En düşük emekli maaşı 10 bin lira. Türk-İş açıkladı, açlık sınırı 16 bin 200 lira. Türkiye’de neredeyse bütün emekliler açlık sınırının altında. ‘Bak açız aç’ diye bağırıyorlar. Bana diyor ki ‘Emeklileri tahrik etme. Eğer emeklilere senin dediğini verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem.’ Vallahi de yalan billahi de yalan. Sen beşli çeteye parayı buluyorsun, saray müteahhidine parayı buluyorsun. Zenginlerin vergilerini ertelemeye parayı buluyorsun, bir tek emekliye gelince ‘Param yok’ diyorsun. Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Senin önceliğin birilerini zengin etmek, bizim önceliğimiz birilerinin yoksulluğunu gidermek. CHP’li belediye başkanları 1 Nisan’dan itibaren, yoksulluğu yönetmek için değil yoksulluğu yok etmek için göreve gelecek. Bunu böyle bilin. 4 yaşına kadar çocuğu olan anneye, ulaşımı bedava yapan, çocuk doğduğunda o doğum paketi ile oraya koşan, günü gelince sütünü veren, zor durumda kalana sahip çıkan İmamoğlu’na helal olsun. Bundan sonra anneler için çalışmaya, anneler sosyal yaşama, çalışma yaşamına katılsınlar diye kreşler yapmaya, İstanbul’a emanet edilen 80 ilden gelen öğrencilerimizin barınma sorunu için yurtlar yapmaya, onlara sıcak yemek vermeye, eğitim, ulaşım desteği vermeye, bu ülkede, bu kentte kimin kollanmaya, kimin arkasında durulmaya ihtiyacı varsa bunu yapmaya, halkçı belediyeciliğe, sosyal belediyeciliğe sonuna kadar devam edeceğiz. Sonuna kadar.”

“BAŞI SIKIŞANIN GELECEĞİ YER BABA OCAĞIDIR”

“Beykoz’dan bir çağrım olacak. O çağrım Beykoz’daki CHP dışındaki partilerde geçmişte oy vermiş olanlara, siyaset yapmış olanlara, geçmişte gönlü orada olup da şimdi içi buruk olanlara. Biz CHP’yiz. Bu partiye baba ocağı diyoruz. Öyle ya. Herkes baba ocağına doğar. Ana kucağına doğar. Büyür bir noktaya gelir. Kimi büyüğüne gider ve yerleşir, kimi daha küçüğüne razı olur. Kimi ırakta, uzakta oturur. Kimi yakında oturur. Ama herkes bilir ki bir gün başım sıkışırsa, bir gün dara düşersem baba ocağının çorbası kaynamaktadır. Bacası tütmektedir. Başı sıkışanın geleceği yer baba ocağıdır. Bizim ilçe başkanlarımız, önceki ilçe başkanlarımız, yöneticilerimiz o baba ocağının çorbasını kaynatanlar, bacasını tüttürenlerdir. Ama kim gelmek istiyorsa baba ocağının kapısı ardına kadar açıktır. Yeri evin baş köşesidir. Kapının önüne geçip de gelene niye geldin demeyiz. Nereden geldin demeyiz. Madem gelecektin, niye gittin, sen gittin de bak bizlere neler ettirdin demeyiz. Çünkü sorarsa kardeşim tapusu kimdedir diye. Baba ocağının tapusu Özgür Özel’de değildir. Kemal Bey’de de yoktu. Ne rahmetli Ecevit’teydi. Ne rahmetli İsmet Paşa’da. Baba ocağının tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk.”

“BU MEMLEKETİN BİR KEZ DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE OLMASINA İHTİYAÇ VAR”

“Madem ki bu memleketin yüzde 95’i Atatürkçüdür. Madem ki Beykozlu AKP’lilere, MHP’lilere sorduğunda da ‘Atatürk’ü seviyorum, vatanımı kurtaran, milletimi özgürleştiren, ezanımın okunmasına, dinimin yaşanmasına izin veren, Ulu Önderdir’ diyorsa Atatürk’ün baba evinin kapısı hepsine açıktır. Buyursunlar, gelsinler. Şimdi tam 100 yıl sonra Cumhuriyetin bir kez daha kurtulmasına, demokrasinin bir kez daha kurulmasına, fakirin, fukaranın, garibin, gurebanın, Cumhuriyet ki kimsesizlerin kimsesidir, yeniden kollanmasına, bu memleketin bir kez daha güçlü Türkiye olmasına ihtiyaç var. Onun için bu seçimlerde AKP ile MHP’nin Cumhur İttifakı’na karşı bir büyük ittifaka ihtiyaç var. Biz oradayız. Biz CHP olarak İstanbul’da İstanbul İttifakının içindeyiz, Türkiye’de Türkiye İttifakının içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın içinde elbette sosyal demokratlar var. Ancak yetmez. Ayrıca milliyetçi demokratlar, iyi insanlar var. Muhafazakar demokratlar var. Hepimiz gibi inançlı insanlar var. Hiç ayrım yapmadan, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’i, göçmeni hep beraber bütün demokratları İstanbul’da İstanbul İttifakı’na, Türkiye’de Türkiye İttifakı’na davet ediyoruz. Türkiye İttifakı’nın renkleri ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Türkiye İttifakı milli takım gol attığında kim ayağa kalkıyorsa, Filenin Sultanları dünya şampiyonu olup da bayrak göndere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken, iki gözü yaşlı Filenin Sultanlarını görüp de kimin gırtlağı düğümleniyorsa, kim bu ülkede vatanını, milletini, bayrağını seviyorsa hepsi Türkiye İttifakı’nın içindedir. Onlar bizimledir. Biz de onlarla birlikteyiz. Türkiye İttifakı’na var mısınız? O zaman Türkiye İttifakı’nın renklerini söyleyelim. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye.”

“HEPİNİZİ GÖREVE DAVET EDİYORUM”

“1 Nisan günü Alaattin Başkan ile Ekrem Başkanı kol kola Beykoz’un yüzünü güldürsünler diye, Beykoz’un bundan sonra artık yükselişe geçmesi, çilelerin bitmesi için, yüzlerin gülmesi için Alaattin Köseler Başkan ve Ekrem Başkana büyük bir destek için hepinizi göreve davet ediyorum. Siz onlara oy verecek misiniz? Evet ama yetmez onlar için çalışmanız lazım. Yarın sabah, yataktan kalkınca Ekrem Başkan kadar çok koşturmaya, Alaattin Başkan kadar çok koşturmaya var mısınız? Yarından itibaren 1 ay boyunca, durmak yok, dinlenmek yok, gezmeye gitmek yok, çalışmak var. Söz mü? Ben size inanıyorum, güveniyorum. Başkanlarımızı, Beykoz’umuzu, İstanbul’umuzu size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Yorumlar (0)