CHP'li Erdoğan Toprak'tan KKTC seçimleri öncesi kritik değerlendirme!

CHP İstanbul Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) üyesi Erdoğan Toprak, KKTC'de yarın gerçekleşecek seçim öncesi Gazete Kritik'in sorularını yanıtladı.

CHP'li Erdoğan Toprak'tan KKTC seçimleri öncesi kritik değerlendirme!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) pazar günü cumhurbaşkanlığı seçimleri için sandık başına gidilecek. Halk, KKTC'nin 8’inci cumhurbaşkanını seçecek. Seçimlerde 4 partili aday ve 7 bağımsız aday olmak üzere 11 aday yarışacak. Halk, seçimde aynı zamanda Anayasa değişikliği içinde oy kullanacak.

CHP İstanbul Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) üyesi Erdoğan Toprak, KKTC'de yarın gerçekleşecek seçim öncesi Gazete Kritik'in sorularını yanıtladı.


İşte Erdoğan Toprak ile yapılan o röportaj:


KKTC’de yarın kritik bir seçim yapılacak. Seçim öncesinde, Türkiye’nin de teşvikiyle kapalı Maraş’ın açılması hakkında ne düşünüyorsunuz?


KKTC hükümeti daha önce kapalı Maraş’ın açılması konusunda bir irade beyanında bulunmuştu. Bölgenin yeniden yerleşime ve turizme açılması için önce KKTC hükümeti tarafından mal-mülk konusunda bir envanter çalışması yapıldı. Bu çalışma çerçevesinde, kimse mağdur edilmeden atıl olan bu bölgeninbölümler halinde açılması konusundaki planlama sürüyordu

Türkiye tarafından resmen tanınan KKTC bağımsız, işleyen bir demokrasisi olan bir ülke. Bu çerçevede, KKTC hükümeti kendi görev ve yetki alanında bulunan bir konuda bir tasarrufta bulunmuştur. Türkiye’ye de ancak seçilmiş KKTC hükümetine destek vermek düşer. Nitekim Maraş’ın açılmasıyla birlikte Kıbrıs Türk halkının bölgeye ilgisi, açılan bölgelere yoğun olarak ziyarete gidişi de, bu kararın KKTC halkı nezdindeki önemini ve değerini göstermiştir.


Kıbrıs’ta mevcut Cumhurbaşkanı Akıncı döneminde bir müzakere süreci yaşandı. Bu müzakere süreci sonuçlanmasa da, Akıncı’nın masada izlediği yöntemler çok eleştirildi. Bu konudaki görüşleriniz nedir?

Türkiye’nin Kıbrıs meselesinde vazgeçemeyeceği unsur garanti konusudur. Türkiye’nin Kıbrıs Adası üzerindeki garantörlüğünden vazgeçmesi, bunun şu ya da bu şekilde tartışmaya açılması kabul edilemez.

Müzakereler döneminde bir ara garanti konusu da masaya getirildi. Oysa garanti konusu, Kıbrıs’ta çözüm için her konuda taraflar anlaşmadan, hiç açılmamalıydı. Rumlar’ın en çok istediği konu olan Türkiye’nin garantörlük haklarını sulandırma konusunda  o dönemde bir kapı aralanmış oldu. Bizim CHP olarak Cenevre görüşmelerinde en çok dikkat edilmesini istediğimiz konu garantilerdi. 

Şu konu çok önemli;  Mevcut garanti anlaşmasında yapılacak en ufak bir değişiklik, bu anlaşmayı birincil hukuk olmaktan çıkarır. Yani değişebilir, uluslararası mahkemeye götürülebilir, pazarlık unsuru haline getirilebilir bir başlık haline gelir Türkiye'nin garantisi. Bundan kaçınmak gerekir. 

Kapalı Maraş'ın açılması, Cenevre örüşmelerinde mevcut Cumhurbaşkanı Akıncı'nın BM'ye sunduğu haritayı da yeniden gündeme getirdi. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

Cenevre’de bir başka hata da Kıbrıs Türk tarafının masaya bir harita koyması oldu. Toprak meselesi elbette Kıbrıs sorununun görüşmelerle çözülmesi gereken bir bölümüdür. Ancak daha yönetim paylaşımı, mal-mülk meselesi gibi konularda bile ilerleme sağlanamamışken, Türk tarafının harita ortaya koyması yanlış olmuştur. 

KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş döneminde yapılan müzakerelerde Türk tarafı çok önemli bir kuralı kabul ettirmişti hem Rumlara, hem de tüm dünyaya: Kıbrıs müzakerelerinde önce her konuda anlaşılır, harita -yani toprak paylaşımı- ve garantiler konusu ondan sonra görüşülür.

Cenevre'de bu kural bozuldu: Daha yönetimden, mülkler konusuna, ekonomiden AB ile ilişkilere kadar hiçbir konuda tam uzlaşı sağlanamadan, Türk tarafı bir “harita” sundu BM'ye.
Böylece, toprak konusu, yönetim gibi, ekonomi gibi konularla eşitlenebilecek bir pazarlık unsuru haline getirildi. Biz o dönemde de buna karşı çıkmıştık. Şimdi de, tıpkı Rauf Denktaş’ın yolundan giderek, toprak konusunun diğer konular ele alınmadan masaya getirilmesine karşı çıkıyoruz. 

Yine Kıbrıs sorununun çözümü müzakere edilirken dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise, Ada'nın kuzeyindeki Türk topraklarına Rum nüfus geçişinin önünü açacak gelişmelerden kaçınmak olmalıdır. Annan planı ki, içimize hiç sinmeyen pek çok sıkıntılı durumu içinde barındırıyordu, ama toprak paylaşımında Rumlar'ın Türk tarafına bırakılacak topraklara yerleşmesinin önünü açmıyordu. 

Annan Planı'nda Ada'nın paylaşımında Türkler'e verilecek toprak “yüzde 29 artı” olarak belirlenmişti. Şimdiki KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın Cenevre'de da yaptığı  görüşmelerde Türklere yüzde 29.2 toprak bırakılmasının görüşüldüğünü açıklandı. Ancak Cenevre'de Akıncı'nın olur verdiği anlaşmanın diğer unsurlarına bakınca, Türklere kalacak toprak bu kadar olmayacağı ortaya çıkıyor. 

Annan'da 29 artı vardı ama Türk tarafına Rum yerleştirmesi yoktu. Şimdiki uzlaşma ile Türk tarafına 40 bin Rum geçecek. Bunların edineceği mülkler ile Türklerin kontrolündeki toprak oranı düşecek. Ayrıca yine Cenevre'deki görüşmelerde masaya gelen teklifelere göre Türk tarafındaki eski Rum mülklerinin yüzde 20'si iade edilmesi öngörülüyordu. Tüm bunlar hesaplandğında, Türkler'e bırakılan toprak yüzde 23-24'e kadar indiği ortaya çıkıyor.  

Kıbrıs sorunu çok karmaşık, ancak Türkiye açısından yaşamsal bir konudur. Dolayısıyla atılacak her adım, ne Türkiye'de, ne de KKTC'de iç politikaya alet edilmeden, milli dava şuuru ile atılmalıdır.

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2020, 16:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER