hakan

14 Aralık 2018, Cuma

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

Kadınlar 5 bin yıldır şiddete maruz kalıyor

Kadınlar 5 bin yıldır şiddete maruz kalıyor

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) tarafından kadına şiddete farkındalık oluşturacak bir seminer düzenlendi.

Üniversitenin Üsküdar yerleşkesinde ‘Bir Vaka Olarak Kadına Şiddet’ adıyla dün gerçekleştirilen seminerde kadına şiddet konusu psikolojik ve hukuksal açıdan tüm yönleriyle ele alındı. Seminerde ayrıca, kadınları şiddetten korumanın yolları, insan olmanın değerleri ve erdem gibi konuların da üzerinde duruldu.

Toplumun kadına atfettiği toplumsal roller, kadının toplumun içindeki değişen statüsü, bu statü ile beraber toplumsal dinamiklerin değişiyor olması, kadının annelik vasfının yanına 'çalışan kadın'ın geliyor olması ve tüm bunların birbiri ile kurduğu ilişkiye bakıldığında, kadına şiddetin altında tek bir neden olmadığını ifade eden Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Itır Tarı Cömert, “Kadının çocuk büyütüyor, işte çalışıyor olması, yaşam stresi ve evdeki stres ile ayrı boğuşuyor olması, tüm bunlarla beraber hayat arkadaşından bazen beklediği yardımı göremiyor olması, aynı zamanda evliliğin kendi içindeki gerginliklerinin de buna yansıması ile çok tartışılan olgulardan olan kadına şiddet karşımıza çıkıyor” dedi.

ŞİDDETİ ANLATMAYA KORKUYORLAR

Kadına şiddetin önüne geçilebilmesi için en önemli şeyin toplumsal olarak bilinçlenilmesi, önleme çalışmalarının yapılması, hukuksal olarak kadınların haklarını biliyor olmaları ve buna göre hareket ediyor olmalarının önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Itır Tarı Cömert, "Bunun yanında sosyal destek sistemlerinin iyi işlemesi. Çünkü böyle bir durumda kadın bunu anlatmaya korkuyor. Yine korku nedeniyle çevresinde ona destek olabilecek çok az insan olabiliyor. Sosyal destek sistemlerini desteklendirmek, herkesin kendi görevlerini, hangi kurumdan yardım isteneceğini biliyor olması bunu önlemede önemli etmenler olarak karşımıza çıkıyor. Kadına şiddetten çok 'insana şiddet' diyor olmak gerekli. Çünkü bu cinsiyet ayrımının dışında bir şey. Böyle bir durumda insan olmanın ve bir insan olarak yaşamanın onuru zedeleniyor. Kadına şiddetin hiç bir türlüsüne hiçbirimizin hayatında yer olmaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

“HUKUKİ DÜZENLEMELER GERÇEKÇİ OLMALI”

Dünya genelinde eğitim ve refah seviyesi yüksek birçok ülkede kadına şiddet oranlarının çok yüksek olduğunu belirten Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Araştırma Görevlisi Esra Gültekin ise, “İstatistikler, kadına şiddetin her boyutunun her ülkede olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bizim buna bir vaka, bir gerçeklik olarak yaklaşmamız lazım. Hukuki düzenlemeleri yaparken de ne çok idealist, ne de gerçeklikten çok uzak bir şekilde yaklaşmak gerekir. Bu istatistikleri de göz önünde bulundurarak, gerçekçi hukuki düzenlemeler yapılması gerekir ki problem halledilebilsin” ifadelerini kullandı.

“DÜZENLEME VAR AMA…”

Gültekin, şu an hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kadına şiddeti engelleyecek birçok çalışma yapıldığını, Türkiye'deki hukuki düzenlemelerin de uluslararası düzenlemelerle uyumlu bir şekilde devam ettiğini, ancak hukuki düzenlemelerin bu olayı ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını dile getirdi.

KALICI ÇÖZÜMLER ÜRETİLEMİYOR

Kadına şiddetin sadece modern çağda değil geçmişte de var olduğunu söyleyen Gültekin, “Milattan önceki 3000 yılına ait arkeolojik kazılarda kadın ve erkek kemiklerinin incelenmesi sırasında, kadın kemiklerindeki kırık oranının yüzde 50 ila yüzde 70 oranında olduğu raporlanıyor. Şunu görüyoruz ki hem bugün modern dünyada bu bir vaka olarak devam ediyor, hem geçmişte tarihsel anlamda kadına şiddet mevcuttu. Dolayısıyla bunlara kalıcı çözümleri hala üretemediğimizi görüyoruz. Hukuk toplumu etkiler, toplum da hukuku. Toplumsal düzeydeki farkındalığın artmasıyla hukuki düzenlemelerin daha etkin, daha işlevsel olabileceğini inanıyorum” diye açıklamada bulundu.

Sinem ERYILMAZ – Ömer HASAR / İSTANBUL,(DHA) -

yukarı çık