Orhan Sarıbal: Türkiye gıda güvenliği konusunda tam olarak lodos nereden eserse oradan, poyraz nereye eserse oraya

Türkiye en az gelişmiş ülkelerden bile daha az süt tüketiyor. Oysa kaynaklarımız, mera, toprak ve suyumuz sütü de eti de üretmeye yeter. Sorun nedir? Sorun siyaset. Sorun iktidar.

GÜNDEM 17.01.2024, 20:32
Orhan Sarıbal: Türkiye gıda güvenliği konusunda tam olarak lodos nereden eserse oradan, poyraz nereye eserse oraya

Temel sorun iktidarı uyguladığı temel politikalardır. AKP ve Saray iktidarı bugün özel sektörle işbirliklerini “kamusal bir kartel” şeklinde hayata geçiriyor.
Süt artık sanayiye, endüstriye, ithalata ve ihracata, ticarete konu olmuş durumda. Türkiye gıda güvenliği konusunda tam olarak lodos nereden eserse oradan, poyraz nereye eserse oraya.

Ulusal Süt Konseyi, 2023 Aralık ayı çiğ süt üretim maliyetini litre başına 11,16 TL, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ise 12,43 TL olarak belirlemişti. Basında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın belirlediği maliyetin ise 11,1 TL ile 12 TL arasında değiştiği; bu maliyet dikkate alınarak Gıda Komitesi tarafından belirlenecek olan süt fiyatının Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanacağına ilişkin haberler çıkmıştı.

ü Ulusal Süt Konseyi tarafından %3,6 yağlı ve %3,2 proteinli çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ocak 2023’te 8,5 TL/litre, 1 Ağustos 2023’te 11,5 TL/litre, 22 Ocak 2024 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 13,5 TL/litre olarak açıklandı. Oysa üreticilerin beklentisi en az 15 TL yönündeydi.

ü Bu durumda son 13 ayda süt tavsiye artış %58,8, son 6 aydaki artış ise %17,4 olmaktadır. Buna karşılık son bir yıllık gıda enflasyonunu %72, altı aylık resmi enflasyon ise %37,6’dır. Bu rakamlar süt üreticilerinin kaybını çok açık şekilde ortaya koymaktadır.

ü Süt hayvancılığında üretim maliyetinin yüzde 50-75’ini yem oluşturuyor. Türkiye yem hammaddeleri bakımından büyük ölçüde ithalata bağımlıdır.  Hayvan ithalatının yanı sıra hayvanları beslemek için karma yem üretiminde kullanılan hammaddeler için her yıl milyarlarca dolarlık ithalat yapılmaktadır Dolayısıyla döviz kurlarındaki yükselişe bağlı olarak yem fiyatları da hızlı ve kontrolsüz bir şekilde artmaktadır. Son 3 yılda süt yemi fiyatları yaklaşık %296 (yani 4 kat) artmıştır. Üstelik bu fiyatlar bayi değil toptan fiyatlardaki artışlardır.

ü Hayvanlar için ucuz yem kaynağı olan mera alanlarımızın tespit çalışmaları yıllardır bitirilememiş olup, ıslah çalışmaları da yetersizdir. Mera alanları amaç dışı kullanılmakta ve tahrip edilmektedir. Bu nedenle hayvan varlığı için yeterli, kaliteli ve uygun fiyata kaba yem üretilememektedir.

ü Süt hayvancılığında 1 litre çiğ süt karşılığı satın alınabilecek yem miktarı süt/yem paritesi olarak adlandırılmaktadır. Süt üreticisi 1 kg çiğ süt satıp 1,5 kg yem alabildiği taktirde ancak üretimini sürdürebilmektedir. Enflasyonla mücadele adına çiğ süt fiyatları Gıda Komitesi tarafından baskı altında tutulmakta, buna karşılık yem fiyatlarındaki artış ise devam etmektedir.

ü Çiğ süt alım fiyatları maliyetleri karşılamadığı için üretici damızlık hayvanlarını kesime göndermekte; özellikle küçük aile işletmeleri hızla yok olmaktadır.

ü Çiğ süt fiyatlarını düşük tutma politikalarından vazgeçilmeli, yem fiyatları sübvanse edilmelidir.

ü Halen çiğ süt fiyatları üreticiler yerine sanayiciler tarafından belirlenmektedir. Öncelikle fiyatlar üretici örgütlerinin ağırlıkta olduğu bir kurul tarafından belirlenmelidir.

ü Damızlık süt hayvanlarının kesime gitmemesi için halen litre başına 50 kuruş olan çiğ süt primi ile 13,5 TL olarak açıklanan çiğ süt fiyatları derhal revize edilmelidir.

Yorumlar (0)