Numan Kurtulmuş: Türkiye’nin iki ayağını da sağlam bir şekilde yere basmaktan başka bir şansı yoktur

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Terör örgütlerine verilen destekler, terör örgütlerinin arkasındaki siyasi saikler de tamamıyla ortadan kaldırılmadan Ortadoğu coğrafyası başta olmak üzere bu bölge maalesef terörün hareket alanı olmaktan kurtulmayacaktır. Bu bölgede bu kadar büyük çatışmalar devam ederken, bu kadar önemli sorunlarla karşı karşıya kalırken Türkiye’nin iki ayağını da sağlam bir şekilde yere basmaktan başka bir şansı yoktur. Bu bölgede güçlü bir ülke olacağız” dedi.

GÜNDEM 10.01.2024, 12:49
Numan Kurtulmuş: Türkiye’nin iki ayağını da sağlam bir şekilde yere basmaktan başka bir şansı yoktur

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bugün TBMM’de düzenlenen Valiler Buluşması programına katıldı. Kurtulmuş, şunları söyledi:

“İçinde bulunduğumuz bölge ve içinde yaşadığımız zamanın ileride tarihin yazacağı önemli dönemlerden birisi olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki dünyadaki güç mücadelelerinin, devletler arasındaki hakimiyet savaşlarının, bölgeler arasındaki çatışma, çelişki, siyasi ve ekonomi rekabetin bütün unsurlarıyla tecelli ettiği bir bölgede yaşıyoruz. İnsanlık tarihinin en önemli türbülanslarının yaşandığı bir dönemdeyiz. Bu, altüst oluşların, yeniden oluşların yaşandığı bir dönemdir. Türkiye olarak biz, böyle hayati bir coğrafyada, böyle önemli olayların yaşandığı bir bölgede tam da buranın merkezindeyiz. Bu geniş coğrafyada herhangi bir hadise, doğrudan Türkiye’yi etkilemekte, Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik yapısına tesir etmektedir.

“VEKALET SAVAŞLARI ADINI VERDİKLERİ ŞEY ASLINDA EMPERYALİZMİN YENİ OYUN SAHNESİDİR”

Bu dönemde karşılaştığımız önemli hususiyetlerden birisi de belki yakın dönemlerde insanlığın tecrübe etmediği yeni savaş türleriyle karşılaşmış olmasıdır. Örneğin; ticaret, ekonomik, vekalet savaşları en büyük tahribatı bu bölgede yapmaktadır. Vekalet savaşları adını verdikleri şey aslında emperyalizmin yeni oyun sahnesidir. Kurguladıkları, ellerine silah verdikleri, arkalarına siyasi, istihbarı ve askeri destek verdikleri terör örgütleri vasıtasıyla bu geniş coğrafyayı, Ortadoğu’yu kurdukları terör örgütleri vasıtasıyla kendilerince dizayn etmeye çalışmaktadırlar. Bu vekalet savaşlarının kirli araçları olan terör örgütleri, yeni uluslararası ilişkilerin de ne yazık ki aparatı haline dönmüştür. Bu insanlık tarihi boyunca hiç yaşanmamış yeni bir durumdur. Bu terör örgütleri, bölgemizin etnik ve mezhebi bölünmeleri, burada oluşan kültürel farklılıklar üzerinden yeni fay hatları oluşturarak kalıcı, halklar arasındaki savaş ve çatışmanın da unsurları olarak kullanılıyor.  DAEŞ diye bir örgütün Ortadoğu coğrafyasında ne iş yaptığına bakarsak bu söylediğimin ciddi bir hakikat olduğu ortadadır.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE VERİLEN DESTEKLER, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ARKASINDAKİ SİYASİ SAİKLER DE TAMAMIYLA ORTADAN KALDIRILMADAN BU BÖLGE MAALESEF TERÖRÜN HAREKET ALANI OLMAKTAN KURTULMAYACAKTIR”

Bölgede halkların yer değiştirmesi, göç, iç savaşlar ve etnik yer değiştirmelerin en önemli sebeplerinden birisi olarak terör örgütleri kullanılmaktadır. Türkiye olarak burada verdiğimiz mücadeleyi sadece terör örgütlerinden müteşekkil bir mücadele olarak göremeyiz. Diyoruz ya ‘Son terörist kalmayıncaya kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz.’ Bunun bir adım ötesine geçmek, terörün arkasındaki bütün sebepleri ortadan kaldırana kadar bu mücadeleyi sürdürmek zorundayız. Terör örgütlerine verilen destekler, terör örgütlerinin arkasındaki siyasi saikler de tamamıyla ortadan kaldırılmadan Ortadoğu coğrafyası başta olmak üzere bu bölge maalesef terörün hareket alanı olmaktan kurtulmayacak, bölge kaos ve fitneden uzaklaşmayacaktır. Bu noktada, terör örgütlerinin arkasındaki bütün sebepleri ortadan kaldıracak kararlılığı Türkiye, ortaya koyabilecek bir güçtedir.

“BU KADAR BÜYÜK ÇATIŞMALAR DEVAM EDERKEN TÜRKİYE’NİN DE İKİ AYAĞINI DA SAĞLAM BİR ŞEKİLDE YERE BASMAKTAN BAŞKA BİR ŞANSI YOKTUR”

Bu bölgede bu kadar büyük çatışmalar devam ederken, bu kadar önemli sorunlarla karşı karşıya kalırken Türkiye’nin iki ayağını da sağlam bir şekilde yere basmaktan başka bir şansı yoktur. Bu bölgede güçlü bir ülke olacağız. Cumhuriyetimin ikinci yüzyılına girdiğimiz, Türkiye Yüzyılı olarak adlandırdığımız önümüzdeki dönem, Türkiye hem bölgesel gelişmeleri hem küresel güç denklemlerini yeniden etkileyebilecek, oluşturabilecek ülkelerden birisi olacaktır. Bunun için sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye oluşturmak için bütün gücümüzle gayret edeceğiz. Bu bölgede en önemli meselelerimizden birisi de birlik ve beraberliğimizi mutlaka sağlamaktır. Hiçbir ayrım gözetmeksizin bu ülkenin 85 milyon vatandaşının tamamını özgür ve eşit yurttaşlar olarak kabul ederek, vatandaşlarımızın hepsine devlet adına el uzatacak, gönlünü açacak olan sizlersiniz. Bu dönemde tarihi bir sorumluluğun sahibi olduğunuzu hatırlatmak isterim. Siz devletin halka uzanan eli, siz devletin halka açılan sofrası, siz devletin halka açılan gönlü olacaksınız. Devlet millet çatışması değil, devlet-millet kaynaşmasını, valilerimiz, devletin illerdeki temsilcilerimiz üzerinden çok güçlü bir şekilde yaşıyoruz.

“DÜNYA ŞU ANDA 2. DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDEKİ ŞARTLAR NEYSE ONLARIN HEPSİNE SAHİPTİR”

Çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Dünya şu anda 2. Dünya Savaşı öncesindeki şartlar neyse onların hepsine sahiptir. Fevkalade büyük bir huzursuzluk üstündedir. Dünya, diken üstünde oturmaktadır. Dünyanın ciddi şekilde büyüsü bozulmuş, dünyadaki bütün dengeler altüst olmuştur. Önümüzdeki dönem, dünya sistemi yeni bir dengeye kavuşana kadar bu türbülanslar devam edecektir. Biz içeride dirliğimizi, birliğimizi, devlet-millet kaynaşmasını en üst seviyeye çıkaracağız. Bizlerden kaynaklanan eksik, ihmal, kusur hiçbir şeyin olmaması hep beraber daha güçlü bir noktaya doğru ilerlemeye gayret sarf edeceğiz.

“İNSANLAR ARASINDA HİÇBİR HİYERARŞİYİ KABUL ETMEYEN BİR MEDENİYETE İHTİYACIMIZ VAR. O MEDENİYET DE BİZİM MEDENİYETİMİZDİR”

Türk devleti olarak bizim önümüzdeki en önemi ödevlerden, sorumluluklardan birisi de yeni bir dünyanın kurulması için gece gündüz, 24 saat mücadele etmektir. En son, İsrail’in Filistin’de yapmış olduğu zulümler sadece faşist İsrail yönetiminin insanlığa ödettiği ağır bedellerden ibaret görülemez. Geldiğimiz noktada Netanyahu ve çetesi insanlık suçları işlemektedir. Katliam boyutlarını çoktan aşan bir soykırım icra etmektedir. Ama ondan daha önemlisi, insanlık, insanlık camiası ve uluslararası sistem böylesine büyük bir vahşete kılını kıpırdatmadan, hiçbir tedbir almadan sadece seyirci kalmaktadır. Burada yeni bir küresel siyasal mimarinin inşa edilmesi, insanlığın önündeki en temel ödevlerden birisidir. Ancak bunu da temelinde demin saydığım bu prensipleri olan bir medeniyet inşa edebilir. Türkiye’ye de böyle bir sorumluluk düşüyor. İnsanlar arasında bir hiyerarşiyi kabul eden, Ukrayna’da insanlar öldürüldüğünde bunu bir savaş suçu olarak kabul edip, Filistin’de bebeklerin kundaklarında kurşunlanmasına seyirci kalan, ses çıkarmayan hatta ve hatta bunu İsrail’in meşru müdafaa hakkı olarak gören zihniyet, yeryüzünde nasıl adaleti sağlayacak? İnsanlar arasında hiçbir hiyerarşiyi kabul etmeyen bir medeniyete ihtiyacımız var. O medeniyet de bizim medeniyetimizdir. Biz bu medeniyetin değerleri üzerinden küresel sistemi yeniden inşa edecek bir kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”

Yorumlar (0)