İYİ Parti'den iktidara 'Hafize Gaye Erkan' çağrısı: "Her şey daha da içinden çıkılmaz bir hal almadan gereğini yapın"

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan ile gündeme gelen iddialarla ilgili, "Ülkeyi düştüğü enflasyon kuyusundan çıkaracak politikaları uygulayacak ana aktörlerden biri olan Merkez Bankası Başkanı’nı seçerken hiç mi doğru düzgün bir araştırma yapmadınız. Son iddiaların ardından artık Merkez Bankası Başkanı’nın asıl işinden uzaklaştığı ve artık Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın uyum sorunu yaşadığı anlaşılmaktadır. Biz buradan siyasi iktidarı uyarıyoruz, her şey daha da içinden çıkılmaz bir hal almadan gereğini yapın ve ülkemizin itibarını kurtarın. İYİ parti olarak beklentimiz de Hafize Gaye Erkan ve ailesine yönelik iddialara olarak milletimizin derhal aydınlatılması ve onun ardından gereğinin yapılmasıdır" dedi.

GÜNDEM 22.01.2024, 15:58
İYİ Parti'den iktidara 'Hafize Gaye Erkan' çağrısı: "Her şey daha da içinden çıkılmaz bir hal almadan gereğini yapın"

Kürşat Zorlu, bugün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Zorlu, şunları söyledi:

"Emeklilerin kendilerinin yılı olan 2024’e nasıl girdiklerine bir bakalım. Geçen yıl 7 bin 500 TL ile geçinemediğinden dert yanan emeklilerin aylığı 10 bin TL’ye çıktı ve gerçekleşen artış oranı yüzde 33,3 oysa bu yıl enflasyon yüzde 64,8. Peki bu yıl Mayıs- Haziran gibi hangi düzeye çıkacak enflasyon? Yüzde 70’in üzerine. O zaman çok basit bir matematik yapalım. Yüzde 33,3 artış oranı yüzde 65’ten veya yüzde 75’ten küçük mü, değil mi? Demek ki emekliler enflasyona ezilerek girdiği 2024’e bu sonuca rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Sayın Erdoğan’ın emeklilere ilk müjdesinin de aslı budur. Rakamları eğip bükmeye, gündemi değiştirmeye çalışsalar da gerçekler budur. Sayın Cumhurbaşkanı’nın emekliler yılı ilan ettiği 2024 yılı emeklinin maaşıyla ev kirasını, faturalarını ödeyemediği ikinci bir işte çalıştığı yokluk ve açlıkla mücadele ettiği bir utanç yılı olarak maalesef başlamıştır.

2024 bütçesinde Cumhurbaşkanı’na yıllık maaş ödeneği olarak 2,2 milyon TL ayrıldı. Günde 18 bin TL en düşük emekli maaşından bahsediyoruz. Bu maaş bir yana Cumhurbaşkanlığı kurumunun kendisine ayrılan bütçeye pek sadık kalmama gibi bir özelliği de var. Cumhurbaşkanlığına 8 programda ödenek tahsis edildiğini biliyoruz. En büyük iki kalem Cumhurbaşkanlığı ile dış politika programları. Hadi dış politika için bir şey demeyelim… Elbette Cumhurbaşkanı dış temsil yapacak anlayışıyla bunu yorumlayalım. Cumhurbaşkanlığı programı adı altında yapılan harcamalar kurumun kendi çarklarını çevirmesi için gereken harcamalar esasında.

BU KADAR MAL VE HİZMET ALIMINA ŞİRKET OLSANIZ İFLAS EDERSİNİZ

Cumhurbaşkanlığı programına 13 milyar TL para harcanacak bu sene. İşte kendisine ayrılan bütçenin yarısını mal ve hizmet alımına ayıracağı tahmin edilirken, çalışan başına bu kadar mal ve hizmet alımına şirket olsanız iflas edersiniz. Ancak Cumhurbaşkanlığı bu, iflas etmez elbette. İtibardan da tasarruf etmez, etmiyorlar da. Peki emekli nasıl yaşasın bu aylıkla? Birileri Cumhurbaşkanına belki çay simit hesabı yaptı diye de düşünmüyor değiliz. Bir simit 10 TL. Bir çay 15 TL, bir öğün 25 TL. Üç öğün de 75 TL, ayda 2 bin 250 TL. 4 kişilik bir hane için 9 bin TL’lik rakama ulaşılıyor. Acaba böyle mi dediler Sayın Cumhurbaşkanı’na. Sayın Erdoğan da artık simit hesabı değil, manda yoğurdu kestane balı hesabı yapıyor desek yersiz bir ifade olmaz.

 "GEREĞİNİ YAPIN" 

Bugünkü ağır sorunların merkezinde bu kurumların itibarının yerle bir edilmesi yatmaktadır. Bir Merkez Bankası Başkanı düşünün ki makro ekonomiyle para politikası ile ilgili söylemlerinden çok aile hayatıyla ve magazin konularıyla ilgili ön plana çıkıyor. Bir Merkez Bankası Başkanı düşünün ki ülkede enflasyon ataleti konuşulurken kendisi kendi işi olamamasına rağmen Amerika’da sözde yatırımcı bulma çabası içerisinde oluyor. Bir Merkez Bankası Başkanı düşünün ki ne Para Politikası Kurulu üyelerini ne kendi yardımcılarını takıyor. Gündeme gelen iddiaların ardından soruları baştan savıcı yapılan açıklamalar ise aslında başka bir garabet. Zira Merkez Bankası Başkanı’nın Amerika’ya gidiş tarihi Amerika’dan noel tatilinin başlangıcına rastladığı görülüyor. Merkez Bankası Başkanı’nın yatırımcı arayışına çıktığı bir ortamda, zaten yabancı yatırımcıyı cezbedemezsiniz. Kaldı ki sayın Şimşek, ‘Paraya ihtiyacımız yok’ ifadesinde bulunurken sayın Erkan neden asli görevini bir kenara bırakıp sözüm ona yatırımcı arayışına girebiliyor… Sanırım yönetmeye çalıştıkları artık tek beklenti, sayın Erkan ve ailesinin hayatlarından duydukları memnuniyet haline getirilmiş.

Ülkeyi düştüğü enflasyon kuyusundan çıkaracak politikaları uygulayacak ana aktörlerden biri olan Merkez Bankası Başkanı’nı seçerken hiç mi doğru düzgün bir araştırma yapmadınız. Son iddiaların ardından artık Merkez Bankası Başkanının asıl işinden uzaklaştığı ve artık Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın uyum sorunu yaşadığı anlaşılmaktadır… Biz buradan siyasi iktidarı uyarıyoruz, her şey daha da içinden çıkılmaz bir hal almadan gereğini yapın ve ülkemizin itibarını kurtarın. İYİ parti olarak beklentimiz de Hafize Gaye Erkan ve ailesine yönelik iddialara olarak milletimizin derhal aydınlatılması ve onun ardından gereğinin yapılmasıdır.

ÜLKENİN EN ÇOK GÜVEN DUYULMASI GEREKEN KURULUŞU DEDİKODU ÜRETİM MERKEZİ HALİNE GETİRİLMİŞTİR.

Bir kez daha görülüyor ki siyasi gücün bir kişide toplanmasında kurumlarda da güç zehirlenmesi inanılmaz noktalara geliyor. Cumhuriyet tarihi boyunca atana veya görevden alınan Merkez Bankası başkanlarının yaklaşık 3’te 1’i bu hükümetler dönemine tekabül ediyor. Bu açık bir yönetim beceriksizliği. Ülkenin en çok güven duyulması gereken güzide kuruluşu gelinen durumda bir dedikodu üretim merkezi haline getirilmiştir. Yaşanan bu olaylar bize gösteriyor ki siyasi iktidar, liyakatli atama yapma mesuliyetini burada da yerine getirememiş

 "POLİTİKASIZLIĞIN MAĞDURU ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLER"

Mevcut siyasi iktidar günü kurtarma politikasını ileri noktalara götürmüş, seçimlere en yakın zamanda adımlar atma düşüncesiyle oy avcılığını aleni bir noktaya çıkarmıştır. Bu politikasızlığın mağdurlarından biri de atama bekleyen öğretmenlerdir. Yüz binlerce öğretmen ve onların aileleri her hafta ekranlara dikkat kesilip, hükümetten gelecek atama takvimini beklemektedir… En başından bu yana savunduğumuz gibi açıklanacak atama sayısının yüz binden az olmaması gerekiyor. Biriken branşlara göre burada adil bir dağılım yapılmak zorunda. Öte yandan öğretmenler bir de mülakat kabusu ile baş başalar… İYİ Parti olarak bir kez daha sizi uyarıyoruz, atama takvimini ve en az yüz bin atamayı derhal açıklayın. Seçime yakın yapalım da oylara etkisi olsun diye bekliyorsanız hiç boşuna uğraşmayın çünkü samimiyet ve güven testinde çoktan sınıfta kaldınız… Eğitim sisteminin bir başka kanayan yarası, özel okulların içinde bulunduğu çıkmazdır. Özel okulların 2024, 2025 yılı için istemiş oldukları, kayıt, servis, kıyafet ve eğitim adı altındaki ücretlerinde bir önceki yıla göre yüzde 200’e varan artışlar olduğu son günlerde kamuoyuna yansıyor… Özel okulları öğretmenlerinin maaşlarının resmi devlet okullarından düşük olması aslında 2014 yılında 6528 sayılı kanunda yapılan değişiklikle sağlanmıştır."

"MERKEZ BANKASININ BİR DAKİKA BİLE GÖREVİNDE DURMAMASIDIR"

Zorlu basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın açıklamalarını “tatmin edici” bulmadıklarını söyleyen Zorlu, “Yani aslında bugün olanlar gitmekte olduğumuz yerin bir habercisiydi. Merkez Bankası eğer bugün işlevini yitirirse, uzaklaşırsa ve o kadar dış yatırımcıya, yabancı yatırımcıya ihtiyaç duyduğumuz böyle bir dönemde, istikrarını ve ciddiyetini sürdüremezse bu en başta bizlerin, vatandaşlarımızın bu ekonomik darboğazının derinleşmesine sebep olacaktır. Bu anlamda bu kaygıyla eğer milletimizi bu iddialar karşısında tatmin edici bir cevapla aydınlatamıyorsanız o zaman gereği dediğimiz ifade o Merkez Bankası Başkanı’nın bir dakika bile görevinde durmamasıdır” dedi.

"KAYMAKAMIMIZA KULP TAKMAYA KALKANLAR, ATATÜRK’ÜN İSMİNİ HUTBELERDE ANMAK İSTEMEYENLERE, TEK BİR ŞEY SÖYLEYEBİLDİLER Mİ?"

Diyarbakır Kulp’ta Kaymakam’ın bir cami imamını darp ettiği iddialarına ilişkin de şunları söyledi:

“Yaşanan hadise, bir yönüyle o hadise olmanın da ötesinde çok daha büyük bir fotoğrafı gözler önüne sermektedir. Ben olayın olduğu gün, doğru bilgilendirmeyi almak adına ilgili kaymakamla bir görüşme gerçekleştirdim. Hutbede iki kez şehitlerimizle ilgili olan kısım es geçiliyor ve Kaymakam beyin uyarısı üzerine tekrar düzeltilerek bunlar tamamlanıyor. Neden okumadığı bunu es geçtiği sorulduğunda ‘baskı geliyor bize’ ifadesi kullanılıyor. İl İdaresi Kanunu’na göre kaymakamın görevleri açıktır. Oradaki devlet kurumları, birimleri denetlemekle sorumlu ve görevlidir. Bunu yaptıklarında da hukuken hiçbir aykırılığı yoktur. Bir darp iddiası bulunmakta. Bize verilen bilgide böyle bir şeyin söz konusu olmadığı, doğru bilgi olmadığı yönünde. Bu koşullar altında kaymakam görevini yapmıştır. Bir anda bunu siyasi hatta bölgede yanlış etki edecek, istemediğimiz noktalara götürecek şekilde bir propaganda malzemesi haline getirilmesini de yadırgıyoruz. Burada olan milli birliğimizi sağlayabilme ülküsü ve hedefidir, biz oradan bakıyoruz. Bugün bu Kaymakamımıza kulp takmaya kalkanlar, uzun yıllardır bu ülkenin kurucusuna, büyük Atatürk’ün ismini hutbelerde anmak istemeyenlere ve hatta hakaret eden din görevlilerine tek bir şey söyleyebildiler mi? Söyleyemezler, Çünkü niyetleri bu değil. Bu olay bana başka bir şeyi hatırlattı. Bu sert iklimi yaratmaya çalışanların bir kısmı geçmişte sözde çözüm sürecinde maddeler halinde çözüm sürecini kutsayan iddialar, birtakım raporlar hazırlıyorlardı. Neler vardı o raporun içerisinde? Andımızın kaldırılması, ülkede bir hakem dil kullanılması. Koruculuğun kaldırılması… Bunların iddiası içerisinde oldular. Biz tartışmayı iki başlık altında yapmalıyız. Bir hukuk ekseninde, ikincisi de sağduyu temelinde..."

"BİRKAÇ GÜN İÇERİSİNDE ANKARA VE İSTANBUL ADAYIMIZI AÇIKLAYACAĞIZ"

İYİ Parti’nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adaylarına ilişkin "son durum nedir" sorusuna da, “Biz şu ana kadar 12 büyükşehir, 17 il, 175 ilçe ve 20 belde adaylarımızı açıklamış bulunuyoruz. Tek başına girme kararımızın ardından -benim bu ifadem çok önemli, adeta öyle görüyorum- Buz kırıldı yol açıldı. Artık İYİ Parti’nin önünün açıldığını ve milletimizin bizim bu kararlılığımızı samimiyetimizi hissederek bizimle birlikte bu mücadeleye doğru ilerlediğini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Ankara ve İstanbul’a gelince son aşamaya gelindi. İkinci büyükşehrimiz konusunda da neredeyse çalışmalar tamamlandı. Öncelikle çok kısa bir süre içerisinde birkaç gün sürebilir belki, Ankara adayımızı milletimizin takdirine sunacağız. Sonra da İstanbul adayımızı açıklayacağız" cevabını verdi. 

Yorumlar (0)