Hüsnü Mahalli: Kılıçdaroğlu'nun önerdiği OBİT projesini AKP gerçekleştirseydi Türkiye ihya olmuştu

Hüsnü Mahalli, "OBİT’in diğer ülkeleri sefalet içindeyken Türkiye asla kalkınamaz, gelişemez, zenginleşemez, demokratikleşemez ve mutlu olamaz." ifadeleriyle Türkiye'nin Orta Doğu politikalarını eleştirdi.

Hüsnü Mahalli: Kılıçdaroğlu'nun önerdiği OBİT projesini AKP gerçekleştirseydi Türkiye ihya olmuştu

Korkusuz Gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli, Türkiye'nin Orta Doğu politikasını yazdı. 

Mahalli, "CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun önerdiği ancak bir türlü harekete geçmediği OBİT projesini AKP önerip gerçekleştirseydi şimdi Türkiye ve çevre ülkeleri ihya olmuştu." ifadelerini kullandı.

Hüsnü Mahalli'nin yazısı şöyle oldu:

Kanlı Arap Baharı’ndan yani 2011’den bu yana Türkiye’de ve bu coğrafya her şey her alanda ve düzeyde çok kötü gidiyor.

Tek tek anlatmaya gerek yok çünkü görünen köy kılavuz istemez.

AKP Saltanat ve Hilafet hevesine kapılmasaydı belki de bugün her şey çok farklı olacaktı. Daha açık bir ifadeyle AKP “Ben bu Arap Baharı işinde yokum” deseydi Batılı ülkeler ve onların bölgesel işbirlikçileri Suriye ve Irak’a müdahale edemezdi.

Libya’da durum aynı.

Benzer şekilde AKP Türk askerini Katar ve Somali’ye göndermezdi.

Özetle olup biten her şeyden AKP sorumludur.

Dışarda macera, gerginlik ve savaş peşinde koşan AKP doğal ve kaçınılmaz olarak içerde yaptığını yapacaktır.

Bu işin daha da karanlığı var.

Oysa tam tersi olabilirdi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun önerdiği ancak bir türlü harekete geçmediği OBİT projesini AKP önerip gerçekleştirseydi şimdi Türkiye ve çevre ülkeleri ihya olmuştu.

Somut konuşalım.

Kılıçdaroğlu’na göre Türkiye, Suriye, Irak ve İran bir araya gelecek ve kendi aralarındaki tüm sorunları çözecek sonra da birlikte kalkınmak için işbirliği yapacak.

MÜTHİŞ.

Bu dört ülkede yok yok!

AKP İslamcı bilinçaltıyla hareket ettiği için Abdülhamit’ten örnek verelim.

Hicaz ve Bağdat demiryolları.

Gelin canlandıralım.

Bir düşünün İstanbul’dan hareket edecek trenler insanları ve malları Anadolu’yu geçerek Şam, Bağdat ve Tahran’a taşıyacak.

Tersi de doğru.

Neler neler olmaz.

Bir düşünün bu dört ülkenin insanları kendi aralarında vizesiz dolaşıp duruyor.

İnsani, kültürel, sosyal, ekonomik, mali ve elbette demokratik değerler adına müthiş bir zenginlik.

Kılıçdaroğlu’na göre daha sonra bu ülkelere Lübnan, Ürdün ve Mısır da katılabilir.

Böyle bir durumda bu coğrafya olumlu tüm verileriyle dünyanın merkezi olur.


Bir düşünün. Türkler, Araplar, Persler, Kürtler, Sünniler, Şiiler, Aleviler, Dürziler, Ezidiler, Süryaniler, Hıristiyanlar ve bildik bilmedik tüm toplumsal gruplar birlikte, yan yana ve dostça yaşıyor ve çok şeyi paylaşıyor olacak.

Yazması bile heyecan veriyor.

AKP isteseydi hiç de zor değildi.

AKP 2011 öncesinde bu yolda çok şey başarmıştı.

Dışarda rahat olduğu için içerde herkes rahat nefes alıyor ülke hızla gelişiyordu.

Zenginleşen toplumlar sorunlarını çok daha hızlı çözer.

Başka bir örnek verelim.

Savaşan ve savaştırılan toplumlar kaçınılmaz olarak felakete sürüklenir.

OBİT ülkelerine dönelim.

Suriye’de savaş, Irak’ta kargaşa ve İran 40 yıldır ABD ve batı ambargosu altında nefes almasına izin verilmiyor.

Türkiye’de durum ortada.

ABD haftaya başlayacak yeni yaptırımlarla Suriye ve Lübnan’ı çökertmek istiyor. Lübnan ve Suriye üzerinden Irak ve İran perişan edilecek.

Varın siz düşünün Türkiye’nin halini.

Bu ülkelerden hiçbir turist gelmeyecek ve Türkiye bu ülkelere ve bu ülke üzerinden diğer bölge ülkelerine hiçbir şey satamayacak.

Böylece Türkiye’de işsizlik azalacak, enflasyon ve pahalılık düşecek ve İMF bizden borç isteyecek!

Hepimiz acınacak haldeyiz.

OBİT’in diğer ülkeleri sefalet içindeyken Türkiye asla kalkınamaz, gelişemez, zenginleşemez, demokratikleşemez ve mutlu olamaz.

Suriye, Irak, Libya ve diğer bölge halklarının sefaleti üzerinde “ideolojik tatmin” peşinde koşan AKP içerde her şeyi darmadağın etti.

Çok küçük bir kesim hariç AKP’ye oy veren milyonların (%30) ezici çoğunluğu çok zor durumda.


AKP onlara azla yetinmeyi, kaderci olmayı ve gündelik yaşamayı öğretmiş olabilir ama böylesi teslimiyetçi bir toplumla hiçbir ülke gelişemez, kalkınamaz, zenginleşmez ve insanları mutlu olamaz.

Bu insanlar kaçınılmaz olarak her zaman yoksul, cahil, umutsuz ve bağnaz dini kalıpların esiri kalır.

Şimdi merak ediyorum:

Bu ülkede acaba benim gibi düşünen kaç kişi var?

Neden benim gibi düşünen partiler, sivil toplum örgütleri, aydınlar, gazeteciler çıkıp bir şeyler söylemiyor ya da yazmıyor.

Ya da yapmıyor?

Neden?

Yoksa herkes bu gidişattan hoşnut mu?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER