21 Mart 2019, Perşembe

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

GAZETECİLER İŞSİZ, GAZETELER HABERSİZ!

GAZETECİLER İŞSİZ, GAZETELER HABERSİZ!

Değerli basın emekçileri ve kamuoyuna;

 

Basın ile siyaset ilişkileri, dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar Türkiye’de iç içedir. Siyasetin basın, basın siyaset üzerinden varlık ve rant oluşturması adeta geleneğimiz halini almıştır. Her dönemin iktidarının, farklı tonlarda da olsa geniş bir medya desteği söz konusu olagelmiştir. İlişki karşılıklıdır; yaygın medya organlarını kontrolü altında tutan sermaye grupları da, her dönem mutlaka iktidarların taşıyıcı kolonu görevi üstlenmiştir. Türkiye’de basın ile iktidar ilişkileri, ‘al gülüm ver gülüm’ sözünü anımsatırcasına ‘al gülüm ihaleyi, yayınla yalan haberi’ şeklinde işlemektedir.

 

Ne kural ne etik ne de hukuk tanıyan basın ve iktidar arasındaki bu büyük çıkar ortaklığının temel nedeni, Türkiye’de siyasetin de basının da içine düştüğü çamurdur. Sınıfların mücadele alanı olması gereken siyaset, dinsel ve etnik kışkırtmalarla çatışmaların var edildiği toplumsal bir faaliyet haline getirilirken; halkın doğruları öğrenme, halk adına kamu otoritelerini denetleme, düşünce ve ifade edilebilmesinin teminatı olan basın da sermaye gruplarının kar amacının aracı, siyasi propaganda aygıtına dönüşmüştür. Bu durumu siyasi iktidarın objektifinden fotoğraflarsak, bugün karşımıza üç ayrı görüntü çıkmaktadır. İlk görüntü, halkın haber alma hakkı ile kamu otoritelerini denetleme ilkesi doğrultusunda habercilik yapan ve sadece mesleklerini yaptıkları için iktidarın her türlü baskısıyla karşılaşan gazeteciler ve gazeteleridir. İkinci görüntü, yakın zamana kadar ‘merkez’ ifadesiyle anılan şimdinin ‘havuz medyaları’ndan ve görevi, ‘tarafsızlık’ görüntüsü altında halktan gerçekleri gizlemek olan kariyerist plaza çalışanları ve gazeteleridir. Üçüncü ve son görüntüsü ise, gazetecilik adına kalitesi çok ama çok düşük olduğu için basılması bile mümkün olmayan ve adına gazetecilik demekten utanç duyulacak; iftira, yalan ve nefret kusan, gazeteciliğin her türlü ilkesini yok sayanların yayınlarıdır.

 

Değerli basın emekçileri;

Türkiye’de gazetecilik, içinden geçtiğimiz süreçte keskin tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Yapısal sorunlar, adeta sel sularının önüne katıp sürükleyerek bir ovada biriktirdiği geniş bir yaşam alanı oluşturmaya başlamıştır. Birçok örneğini verebileceğimiz, siyasi iktidarlar ile sermayenin kontrolü altındaki bu gazetecilik anlayışına, bizzat iktidar temsilcilerinin geçen yıl yaptığı bazı açıklamalarla sergiledikleri tutumlar tarihi önemdedir. Medyaya, artık kendisiyle özdeşleşmiş devletin çıkarlarını koruma sorumluluğu yükleyen AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı olan Tayyip Erdoğan, 3 Ekim 2018 tarihinde ‘Sarayı’ndaki Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılan Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'ndeki konuşmasında, “Medya ile falan demokrasi olmaz” diyecek kadar niyetini ortaya koymuştur. Hükümetin ‘etkin bakanları’ndan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu için bulunduğu Kanada’da, 19 Aralık 2018 tarihinde yayınlanan BBC muhabiri Yalda Hakim’e verdiği mülakatta, Türkiye’de cezaevlerindeki gazetecilere ilişkin, “Bunların hiçbiri gazetecilik faaliyetlerinden dolayı cezaevinde değil. Onlar gazeteci değil. Gazeteci unvanına sahip olabilirler ama…” diyebilmiştir. Birinin Bakan Akar’a, gazeteciliğin bir unvan değil meslek olduğunu anımsatması belki bazı doğruların başlangıcı olacaktır. Hükümetin bir başka bakanı olan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise bir muhabire, ‘maskara’ yani ‘soytarı’ diyecek kadar ileri gidebilmiştir.

 

Basın meslek örgütü olarak şahit olduğumuz bir başka gerçek de, mesleğimizin itibar kaybına içeriden katkı verenlerin, patronlarının karının kaygısına düşüp gelinen aşamaya eleştirel bakmalarıydı. Gazetecileri işsiz, gazeteleri habersiz hale dönüştürmekle görevlendirilmiş kişiler, basın özgürlüğü ihlalleri ile kendilerinin de tüm güçleriyle katkı verdiği iktidar yanlısı habercilik krizini görmezden gelip gazete satışlarının düşüklüğünden yakınmaya başladı. Buradan bir kez daha uyarıyoruz! Gazeteleri, okunacak içeriklerle doldurmak yerine nitelikli gazeteciliği yok etmenin bedeli sadece gazete satışları olmayacaktır.

 

Değerli basın emekçileri;

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin her üç ayda bir hazırlayarak kamuoyuyla paylaştığımız ‘Medya Raporları’ndan 2018 yılının son üç aylık olanında, hem yılın son raporu hem de duyurulma tarihinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne denk gelmesi nedeniyle geçen yılın tamamını kapsayan rakamsal değerlendirmelere yer vermemiz de anlamlı olacaktır. Geçen yıl toplam 69 gazeteci, yayınlanan haberleri ya da haber takibi sırasında gözaltına alınırken, 47’si tutuklandı. 46 yeni soruşturma ve dava açıldı; süren ve açılan yeni davalar kapsamında 76 gazeteciye hapis ve para cezası verildi. Geçen yıl işten çıkartılan gazeteci sayısı ise 700’dü.

 

Gazeteciliği her türlü zorluk ve baskıya karşı savunan ve mesleğimizi, arının çiçek özlerini taşıyarak tabiatın dengesine sağladığı katkı gibi toplumsal birlikteliğimizi gerçeklerin etrafından örme uğrunda sürdüren tüm meslektaşlarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyoruz.

MEDYA RAPORU

2018 EKİM - KASIM - ARALIK

 

 

SANSÜR

 

-RTÜK’ten haber programlarına ceza yöntemi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu yeni yayın döneminin ilk toplantısında, FOX TV, Halk TV ve Tele 1 TV’deki haber içerikli programlara para cezası verdi. FOX TV ana haber bülteninde yayınlanan Mersin Şehir Hastanesi hakkındaki haberlerin "doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz" hükmüne aykırı olduğu iddiasıyla kanala para cezası kesildi. Tele 1 TV’ye yönelik para cezası ise bir programda "Türkiye'nin IŞİD ve El Nusra gibi örgütlerini desteklediği" yönündeki yorumların Türkiye'nin saygınlığını zedelediği gerekçesiyle verildi. Halk TV'ye para cezasına da RTÜK tarafından gönderilen ikame programlarının bildirilen tarih ve saat dışında yayınlanması gerekçe gösterildi.

(2 Ekim 2018)

 

-AKP’nin kampına Cumhuriyet gazetesi akredite edilmedi

AKP’nin Kızılcahamam kampına Cumhuriyet gazetesi muhabirleri akredite edilmedi. Akreditasyon işlemlerinin AKP Genel Merkezi değil Cumhurbaşkanlığı Sarayı tarafından yürütüldüğü kaydedildi. (5 Ekim 2018)

 

-Tarım Bakanı Pakdemirli ve ekibinden FOX TV’ye engelleme

FOX TV muhabiri Damla Yıldız Söken, Türkiye’ye ithal edilen etlerle ilgili sonradan ihaleye çıkıldığı iddialarına ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı Bekir Pakdemirli’ye, katıldığı bir program çıkışında soru sormak istedi. Bakan Pakdemirli soruyu almak için dururken araya Bakanlık Basın Müşaviri Uğur Alıcı girerek, muhabir Söken’i engelledi.

Bakan Pakdemirli, ilk olaydan 9 gün sonra, FOX TV’nin başka bir muhabirinin, ihalesiz et alımlarıyla ilgili sorusuna “ıvır zıvır şeylerle devletin saygınlığını yitirmeye çalışıyorsunuz” karşılığı verip “yaptığınız gazetecilik değil maskaralık” diyerek hakaret etti.

Bakan Pakdemirli’nin ekibi, FOX TV muhabirlerini, üçüncü kez engelledi. Pakdemirli’nin programını takip etmek için Bakanlığa giden FOX TV muhabiri, Pakdemirli’nin basın danışmanı Uğur Alıcı tarafından salondan çıkartıldı. (10, 19, 25 Ekim 2018)

 

-Belgeli habere tekzip

BirGün gazetesi Ankara Haber Müdür Nurcan Gökdemir imzasıyla 21 Eylül 2018 tarihinde ‘Damat Ondan Vazgeçmiyor’ ve ‘Albayrak Nereye, O Oraya’ başlığıyla yayınlanan haberler, Hazine ve Maliye Başkanı Beraat Albayrak’ın başvurusu üzerine İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla tekzip edildi. Tekzip kararına, sosyal medya hesabından tepki gösteren gazeteci Nurcan Gökdemir, haberi, Bakanlığın resmi internet sitesinden yayınlanan görev listesine dayanılarak yazdığını belirterek, söz konusu listenin ekran görüntüsünü takipçileriyle paylaştı. Gökdemir şöyle yazdı: “Bakanlık internet sitesinden alınan görüntüye dayanılarak yazılan bu habere yalanlama geldi: ‘Bakanlık üst yönetimi’ başlığıyla hazırlanan Medet Nebi Yanık’ın ismi Bakan Yardımcısı Bülent Aksu ile Müsteşar Abdullah Kaya’nın da isimlerinin üstünde yer aldı. Daha sonra bu şema internet sitesinden kaldırıldı ve Yanık'ın isminin yanında ‘Bakan Müşaviri’ yazılı yeni bir şema konuldu. İlk görüntüye dayanılarak yazılan bu habere gönderilen tekzip bugün @BirGun_Gazetesi'nden yasal zorunluluk nedeniyle yayımlandı.” (18 Ekim 2018)

 

-Kitap fuarında kitap yasak

Batman Valiliği’nce organize edilen 2. Batman Kitap Fuarı’nda Avesta Yayınlarının standındaki yayınevinin 2014 yılında bastığı, Celile Celil’in “1880 Kürt Ayaklanması Şeyh Ubeydullah Nehri” isimli kitaba, yasak olduğu gerekçesiyle el konuldu. (23 Ekim 2018)

 

-Anıtkabir’de engelleme

Anıtkabir’de resmi tören sonrası canlı yayın yasağı fiziksel müdahaleyle uygulandı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için yapılan resmi tören henüz sona ermişti ki televizyon ekipleri saat başındaki haber bültenlerine canlı yayın bağlantısına başladı. Ancak bu yayınlara Anıtkabir’de görevli sivil giyimli askerlerin mücadelesiyle engel olundu. Ulusal bayramlar ve 10 Kasım günlerinde Anıtkabir’e akın eden ziyaretçilerin canlı yayınlara verdiği röportajlarda iktidara alternatif bir mesajın ya da eleştirinin Anıtkabir’den yayılması söz konusu olabiliyordu. Bu nedenle Genelkurmay Başkanlığı, Anıtkabir’deki canlı yayınları resmi tören süresiyle sınırlamış ve her türlü ziyaretçi röportajını yasaklamıştı. (29 Ekim 2018)

 

-RTÜK, ‘insan onuruna aykırı’ yayın tespiti yaptı ama cezayı uygulamadı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Bursa’da bir gelinin kaynanasını sokak ortasında tekme tokat dövmesine ilişkin görüntüleri sansürsüz, ‘buzsuz’ yayınlanmasını “insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine aykırı” olarak yorumladı. 20 televizyon kanalının da bu ihlalde bulunduğu tespit etti. Ancak Üst Kurul toplantısında AKP’li üyelerin oylarıyla aralarında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kardeşi Serhat Albayrak’ın yönettiği ATV ve A Haber’in de bulunduğu 20 televizyon kanalına ceza verilmemesi kararlaştırıldı.

(3 Kasım 2018)

 

-Üç işçinin öldüğü bir işçinin yaralandığı kazaya yayın yasağı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde, Kuzey Marmara Otoyolu kapsamında inşaatı devam eden 7 numaralı viyadükte, beton blok montajı sırasında meydana gelen çökmede, dört işçi göçük altında kalırken bir işçi yaralandı. Olayla ilgili Gebze 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yayın yasağı konuldu. Basın Kanunu’nun 3/2 maddesi gereğince konulan yasak, “…toplum sağlığının ve ahlakının zedelenmemesi, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi ve çalışmaların sekteye uğramaması için, kamunun menfaati olmasına” dayandırıldı. (28 Kasım 2018)

 

-RTÜK’ten otomatik cezalar

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Kadın isimli dizide çarpık ilişkiler işlendiği gerekçesiyle FOX TV’ye para cezası verdi. Tele1 TV’ye de 18 Dakika haber tartışma programında gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin yorumların “Türkiye’nin milli politikalarına aykırı, eleştiri sınırlarını aşan yorumlar” olduğu gerekçesiyle idari para ceza verdi.

(6 Aralık 2018)

 

-Star yazarı Gönenç, Ruhi Su yazısı nedeniyle işten çıkartıldı

İktidara yakın Star gazetesinin kültür sanat sayfasında Melis Gönenç'in yazdığı Ruhi Su'ya ilişkin yazı, yayından kaldırıldı. Gönenç’in de, iş kanunun ‘ahlak ve iyi niyet kuralların uymayan haller’ hükmü gerekçe gösterilerek işine tazminatsız son verildi. Gönenç’in yazısının, Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın bağlama da çalan sözcüsü İbrahim Kalın’ı rahatsız ettiği iddia edildi.

(11 Aralık 2018)

 

-Son üç yılda bin 954 gazetecinin basın kartı iptal edildi

Cumhurbaşkanı İzmir Milletvekili Atilla Sertel’in soru önergesini yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, son üç yılda bin 954 gazetecinin basın kartının iptal edildiğini açıkladı. (19 Aralık 2018)

 

-Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin öldürülmesiyle ilgili haberlere yasak

Rize Sulh Ceza Hakimliği, Rize İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi'nin öldürülmesi ve personel müdürü Ercan Polat ile koruma polisi Yiğit Can Köksal'ın yaralanması olayına ilişkin yayınları yasakladı. Dosya hakkında yazılı, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında faaliyet gösteren her türlü haber, röportaj, eleştiri yayınlarının yasaklanmasına yönelik karar, olayın basın yayın organlarında yayınlanmasının “soruşturma amacının tehlikeye düşebileceği” gerekçesiyle verildi. (26 Aralık 2918)

 

-RTÜK’ten, FOX ve Halk TV’ye program karartma cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), gazeteci Fatih Portakal’ın Fransa’daki ‘sarı yelekliler isyanı’na ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle FOX TV’ye, ‘Halk Arenası’ programında sanatçılar Müjdat Gezen ile Metin Akpınar’ın yorumları nedeniyle de Halk TV’de ceza yağdırdı. İki kanal da, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un “Irk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz” hükmü uyarınca cezalandırıldı. Fox Ana Haber'e 3 gün, Halk Arenası'na ise 5'i Metin Akpınar ile Müjdat Gezen'in konuk olduğu programdan, 3'ü de Yılmaz Özdil'in konuk olduğu bir başka Halk Arenası programından olmak üzere toplamda 8 program yayın durdurma ve para cezası verildi. Ayrıca FOX TV’ye 1 milyon, Halk TV’ye 80 bin lira para cezası kesildi.

Yayın durdurma cezalarının verildiği kanun hükmünün, “tekrarı halinde” lisans iptali söz konusu olacak. RTÜK’ün, iki kanala verdiği ağır cezalarından önce AKP Genel Başkanı, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, hem Portakal’a hem de Gezen ile Akpınar’a açıkça tepki göstererek, bedel ödetileceği mesajı vermişti. (26 Aralık 2018)

 

-Objektif yayıncılık cezalandırıldı, iktidar yanlısı yayıncılık görmezden gelindi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 2018 yılında Fox TV’ye 15, Halk TV’ye 10 ceza kesti. Star TV’ye 14 ceza verildi, Show TV ve Kanal D için 9’ar yaptırım uygulandı. Cezalar ağırlıkla ‘toplumu kin ve düşmanlığa tahrik etme’ gerekçesiyle verildi. Buna karşın iktidar yanlısı ve muhalif kesimleri hedef alan yayınlarıyla bilinen A Haber’e 1, ATV’ye 3, Akit TV’ye de sadece 3 ceza kesilirken, Ülke TV ve TV Net’e ise hiç ceza vermedi.

(Ocak-Aralık 2018)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SANSÜR DIŞI MÜDAHALELER

 

-TBMM’de gazetecilere penceresiz, tuvaletlerin yanında yemekhane

TBMM’deki binalarda yapılan iç düzenlemeler kapsamında gazetecilerin, daha önce kullandığı yemekhanelerin kullanımı yasaklandı. Gazeteciler için iki yanında tuvalet bulunan, Meclis resepsiyonlarının yapıldığı Mermerli Salon’un altında “salondan bozma yemekhane” yapıldı. Yapılan yemekhanenin penceresi bile bulunmuyor. (1 Ekim 2018)

 

-Erdoğan: Medya ile demokrasi olmaz

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Saray'daki Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapılan Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni'ndeki konuşmasında şunları söyledi: “Batı'nın medyasında yanlış bilgiler dolaşıyor. Bunları düzeltmek için çalışmamız gerekiyor. Bu devasa ülkeleri başında olanların değil, medyaların yönettiğini gördüm. Ben de dedim ki, 'medyayı bırakın, halkınız ne düşünüyor bunu söyleyin.' Bizde de bir zamanlar böyleydi. Dördüncü kuvvet falan... Yarın bizim medya yazar, varsın yazsın. Bizim derdimiz halkımız ya. Bize halkımız kaç puan veriyor önemli olan bu. Demokrasi gücünü halktan alır. Halk varsa demokrasi var, yoksa yoktur. Medya ile falan demokrasi olmaz. Öyle demokrasi olur ki, medya da güçlüdür. Bir siyasetçi de medyasından korkuyorsa onun da sağlıklı siyaset yapması mümkün değildir.” (3 Ekim 2018)

 

-Bakan Hulusi Akar: Onlar gazeteci değil

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu için bulunduğu Kanada’da BBC muhabiri Yalda Hakim’e verdiği mülakatta, Türkiye’de cezaevindeki gazetecilere yönelik suçlayıcı bir dil kullandı. Muhabir Hakim’in, “Birçok kişi Türkiye'nin Cemal Kaşıkçı'yı savunup onun için adalet peşinde koştuğunu söylüyor. Türkiye'de bu kadar çok gazeteci tutukluyken bu, samimiyetten uzak bir yaklaşım değil mi” sorusu üzerine Akar, “Türkiye'de cezaevlerindeki hiçbir gazetecinin durumu ile Cemal Kaşıkçı olayı arasında benzerlik yoktur. Hapistekiler kapalı kapılar arkasındaki faaliyetleri nedeniyle haklarında hazırlanan dosyalar kapsamında cezaevindeler. Bunların hiçbiri gazetecilik faaliyetlerinden dolayı cezaevinde değil. Bu asla gerçekçi değil. Onlar gazeteci değil. Gazeteci unvanına sahip olabilirler ama…” dedi.

Bakan Akar’ın görüşleri, Türkiye’de gazetecilik açısından en fazla eleştirilen isimlerden Akit gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya’nın vefatının ardından yaptığı değerlendirmeleri akla getirdi. Akar’ın, Karakaya’ya, “Türk gazeteciliğinde yeri doldurulmayacak bir boşluk oluştu; dik duruşundan asla taviz vermemiştir” şeklinde iltifatlarda bulunması tepki çekmişti. (19 Kasım 2018)

 

-Basın Kartı Yönetmeliği’nde basın özgürlüğüne müdahale düzenlemeleri

Kimlerin basın kartı alabileceği, hangi gazetecinin basın kartının nasıl iptal edileceğini düzenleyen Basın Kartı Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile sil baştan değiştirildi. Basın özgürlüğünü sınırlayıcı etkileri olacak düzenlemeler hayata geçirildi. Buna göre, gazeteci yargılamalarında sık sık kullanılan darbecilik, terör, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, casusluk, halkı kin ve düşmanlığa tahrik gibi suçlamalardan hüküm giyenler basın kartı alamayacak, kartları bir daha verilmemek üzere iptal edilecek. Sadece yargı konusu olanlar değil; “Milli güvenlik ya da kamu düzenine aykırı davranışlarda bulunduğu veya bu tür davranışları alışkanlık haline getirmek” ve “Basın meslek onurunu zedeleyecek işler” gibi muğlak gerekçeler basın kartlarının iptali için kullanılacak. Bunların bir gazeteci tarafından yapılıp yapılmadığına Cumhurbaşkanlığı karar verecek. Eski yönetmelikte “basın meslek onurunu zedeleyecek işler” tanımlaması sadece sürekli basın kartlarının iptali ile ilgili düzenlemede kullanılıyordu. (14 Aralık 2018)

 

-Erdoğan: Onlar gazeteci değil, terör örgütleriyle beraber olanlar

Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, tutuklu gazetecilere değinen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki göstererek, “Bilmem kaç gazetecinin içeride olduğunu söylüyor; bunlar gazeteciliği bırakıp terör örgütleriyle beraber olanlar. Bir kısmının terör örgütleriyle ilişkileri, bir kısmının da adi suçlar nedeniyle cezaevinde olduğunu görüyoruz” dedi. (15 Aralık 2018)

 

-Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Aybet: Şu anda cezaevinde gazeteci yok

BBC'de yayımlanan HARDTalk programına konuk olan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Gülnur Aybet, bir soru üzerine Türkiye’de cezaevinde gazeteci bulunmadığını savundu. Röportajı yapan gazetecinin, “Buna benim ve uluslararası camianın inanmasını mı bekliyorsunuz” şeklindeki şaşkınlığı üzerine “Neye inanmak istediğiniz size kalmış ama gerçek olan bu” yanıtını verdi. (18 Aralık 2018)

 

-Erdoğan, Halk TV’yi RTÜK’e şikâyet etti

AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, avukatı Hüseyin Aydın aracılığıyla Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) başvurarak, Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın katıldıkları programda, kendisine hakaret ettiklerini, ölüm ve anayasal düzene darbe tehdidinde bulunduklarını ileri sürdü. Başvuruda, Halk TV ile bu kanalda yayınlanan ‘Halk Arenası’ programının cezalandırılmasını talep edildi. RTÜK’e verilen dilekçede, programın hizmet sağlayıcısı hakkında 10 bin liradan az olmayacak şekilde idari para cezası ve programın beş kereye kadar durdurulmasına karar verilmesi istendi. (25 Aralık 2018)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İŞTEN ÇIKARMALAR

 

-Doğuş Grubu’nda işten çıkarmalar

NTV’de haber merkezinde bir yönetmen ile canlı yayın saha ekibinden biri yönetmen 9 kişinin görevine son verildi. (1-17 Ekim 2018)

 

-Haber Global’de işten çıkarmalar

24 Eylül’de yayına başlayan haber televizyonu Haber Global’de genel yayın yönetmeninin değişmesiyle işten çıkarmalar ve ayrılıklar başladı. Ayrılan genel yayın yönetmeni Suat Toktaş ile birlikte haber koordinatörü ve haber müdürünün de görevi bırakmasının ardından editör ve muhabir 7 kişi ayrılmıştı. Son olarak 5 muhabir, iki editör ve bir sunucu işten çıkarıldı. (23-30 Ekim 2018)

 

-Vatan gazetesinin kapanması ve Demirören Medya’da işten çıkarmalar

Doğan Medya Grubu’nun satın alan Demirören Medya Grubu, daha önce bünyesinde bulundurduğu Vatan gazetesini kapattı; burada çalışan bazı gazeteciler Demirören Medya Grubu’nun bünyesindeki basın organlarını kaydırılırken, 70 basın emekçisi işsiz kaldı.

Son üç ayda, kapanan Vatan gazetesi hariç Demirören Medya Grubu bünyesindeki diğer yayın organlarından toplam 47 kişinin işine son verildi. (Ekim-Kasım-Aralık 2018)

 

-Türk Medya’da işten çıkarmalar

Aralarında Star ve Akşam gazetesi ile bazı televizyonların da bulunduğu Türk Medya’da işten çıkarmalar yaşandı. Star gazetesinden 5, Akşam gazetesinden 7 kişinin işine son verildi. (Kasım 2018)

 

-artıgercek.com muhabiri Esra Koçak Mayda işten çıkarıldı

www.artigercek.org internet haber sitesi muhabiri Esra Koçak Mayda, işten çıkarıldı. Esra Koçak Mayda’nın işten çıkarılmasına gerekçe olarak performans yetersizliğinin gösterilmesi tepki çekti; gazeteci örgütleri site yönetimini kınadı. (12 Kasım 2018)

 

-Star yazarı Gönenç’in işine son verildi

İktidara yakın Star gazetesinin kültür sanat sayfasında Melis Gönenç'in yazdığı Ruhi Su'ya ilişkin yazı, yayından kaldırıldı. Gönenç’in de, iş kanunun ‘ahlak ve iyi niyet kuralların uymayan haller’ hükmü gerekçe gösterilerek işine son verildi.

(11 Aralık 2018)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GÖZALTI, TUTUKLAMA, DAVA VE YARGI KARARLARI

 

-İçişleri Bakanı Soylu’dan, Odatv’ye 1 milyon liralık tazminat davası

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Süleyman Soylu'yu üzecek gözaltılar", "İstanbul Emniyeti Saral'ı yakaladı, mahkeme tutukladı", "O gruba 35 gözaltı" başlıklı Sarallar grubuna yönelik operasyonlarla ilgili haberleri nedeniyle Odatv’ye tazminat davası açtı. Dava dilekçesinde, Odatv’den 1 milyon lira tazminat talep edildi. (2 Ekim 2018)

 

-İstinaf, Altan kardeşler ve Ilıcak’ın müebbet hapis cezasını onadı

15 Temmuz Darbe Girişimi’ni önceden bildikleri ve darbe çağrışımı yaptıkları gerekçesiyle aralarında gazeteciler Nazlı Ilıcak ile Ahmet Altan ile akademisyen ve köşe yazarı Mehmet Altan’ın da bulunduğu 6 kişi hakkında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin "anayasayı ihlal" suçundan verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından onandı. (2 Ekim 2018)

 

-Can Dündar’a silahlı saldırı davasında karar

Eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'a, 6 Mayıs 2016'da İstanbul Adalet Sarayı önünde ateş açan ve NTV muhabiri Yağız Şenkal'ın yaralanmasına neden olan Murat Şahin'in aralarında bulunduğu 3 sanık hakkında karar çıktı. İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanık Murat Şahin’e 4 bin 500 lira para cezası verildi. ‘İyi hal indirimi’ uygulayan mahkeme, hükmün açıklanmasını da geri bıraktı. Olayda yaralanan gazeteci Şenkal, “Hastane masraflarım daha çok tuttu” dedi.

(2 Ekim 2018)

 

-Kapatılan DİHA muhabiri Güleş’in hapis cezasına onama

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan DİHA’nın muhabiri Mehmet Güleş’e verilen 9 yıl 4 ay 15 günlük hapis cezasını onadı.

(4 Ekim 2018)

 

-4 gazeteci gözaltına alındı

Diyarbakır merkezli sekiz ilde yapılan operasyonlarda aralarında gazeteciler Abdurrahman Gök, Kibriye Evren, Esra Solin Dal ile Semiha Alankuş’un da bulunduğu yaklaşık 100 kişi gözaltına alındı. (9 Ekim 2018)

 

-Nazlı Ilıcak’ın davası ertelendi

“Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan gazeteci Nazlı Ilıcak’ın, Genelkurmay Başkanlığı’nca imha edilerek kayıtlardan çıkartılmış olan “Tahşiyeciler Grubu”na ilişkin belgelerin kendisinde bulunması ve konuda yazdığı bir yazı nedeniyle hakkında açılan dava kapsamında yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya SEGBİS ile katılan Ilıcak, Basın Kanunu’nda bir habere ilişkin dava açılması için 4 aylık sürenin bulunduğunu belirterek beraat istedi. Dava 22 Ocak 2018’e ertelendi. (9 Ekim 2018)

 

-‘MİT TIR’ları davası

MİT TIR’larına ait görüntülerin Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmasına ilişkin haberler nedeniyle gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül ile gazeteci kökenli CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun yargılandığı davanın görülmesine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Berberoğlu’nun, yargılanmasının durdurulması yönündeki talebinin değerlendirmesini bir sonraki duruşmaya bırakan mahkeme, Berberoğlu’na yurtdışı yasağı koydu. Davanın bir sonraki duruşma tarihi olarak 6 Şubat 2018 belirlendi. (10 Ekim 2018)

 

-Özgür Gündem davası

Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Günden gazetesine ilişkin, aralarında yayın danışma kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ile yazar-dilbilimci Necmiye Alpay’ın da bulunduğu 9 gazetecinin yarılandığı davada İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem’in imtiyaz sahibi tutuklu bulunan Kemal Sancılı’nın tahliye talebini reddetti. (10 Ekim 2018)

 

-MA muhabiri Taşkın’a 7 yıl 6 ay hapis cezası

Muş’ta 20 Aralık 2017 tarihinde gözaltına alınıp, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan ve savcılığın itirazı üzerine Ankara’da 22 Ocak 2018 tarihinde tutuklanan Mezopotamya Haber Ajansı muhabiri Seda Taşkın’ın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, Taşkın’a ‘örgüt propagandası yapmak’ suçundan 3 yıl 4 ay, ‘Örgüte üye olmamakla birlikte yardım ve yataklık yapmak’ suçundan da 4 yıl 2 ay olmak üzere toplam 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. (10 Ekim 2018)

 

-Gazeteci Uludağ ve Güvenç hakkında dava

ABD’li rahip Andrew Brunson’un 25 Temmuz 2018 tarihinde ev hapsine çıkarılmasının ardından 26 Temmuz 2018 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan haberdeki “Brunson’un tahliye edilmesi, Türkiye’de yargının siyasi kararla iş yaptığının önemli göstergelerinden biri oldu” ifadeleri nedeniyle dava açıldı. Haberi yapan gazeteci Alican Uludağ ile diplomasi muhabiri Duygu Güvenç hakkındaki dava TCK’nın 301. Maddesi gerekçe gösterilerek açıldı. Duruşma tarihi olarak 20 Aralık 2018 belirlendi.

(12 Ekim 2018)

 

-JinNews muhabiri Evren tutuklandı

Diyarbakır ve İstanbul’da gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan üç gazeteciden biri olan JinNews muhabiri Kibriye Evren çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. (13 Ekim 2018)

 

-Savcı, gazeteciler Dündar ve Tanır hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını istedi

Cumhuriyet gazetesinin yazar, muhabir ve çalışanları hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi. Mahkeme savcı, dava kapsamında yargılanan gazeteciler Can Dündar ile İlhan Tanır hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını talep etti. (16 Ekim 2018)

 

-ETHA muhabir Tolu hâkim karşısındaydı

Aralarında Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Meşale Tolu’nun da bulunduğu 27 kişinin, İstanbul Adliyesi 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davaya devam edildi. Bazı isimlerin adli kontrolünü kaldıran mahkeme, bir sonraki duruşma tarihi olarak 10 Ocak 2019’u belirledi. (16 Ekim 2018)

 

-Nurcan Baysal savunma yaptı

İnternet haber sitelerinde köşe yazarlığı yapan Nurcan Baysal’ın, sosyal medya paylaşımları nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek” suçlamasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması, Diyar

yukarı çık