15 Aralık 2017, Cuma

HABERİN KALBİ / Halktan Yana - Gerçek Haber

HDP'li Müslüm DOĞAN : Yeni Kerbelalar Yaşanmasın!

HDP'li Müslüm DOĞAN : Yeni Kerbelalar Yaşanmasın!

Doğan, meclis kürsüsünden yaptığı konuşma da 'Ezilenlerin tarihinde bir dönüm noktası olan Kerbela, Hak ile batılın, iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın, mazlum ile zalimin savaşımıdır. Dini kendi siyasi emelleri uğrunda iktidar aracı olarak kullanan şer odaklarının kendi saltanatları için yaptıkları, insanlık tarihinde eşine az rastlanılacak bir vahşettir Kerbela. 

 

    Muaviye ve ardıllarının izledikleri yolun mirasçıları bugünde farklı coğrafyalarda ayni zihniyeti bir iktidar aracı olarak kullanıp kendilerinden olmayanlara her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği ve baskıyı reva görmektedirler.


    Kerbela'da Hüseyin olmak, Hak ve hakikat yolcusu olmaktır. Haksızlığa boyun eğmemek, zalime ve her türden ihanete, bölüp parçalanmaya, yok etmeye ve biatçi düşünceye karşı Hüseyin duruşunu hayatın her alanında sergilemekle eş anlamlıdır. Yakın süreçte yaşadığımız katliamlar yeni Kerbelalardır. Sivas, Maraş, Roboski, Ankara katliamları, halklarımız ve inançlarımızı birbirine düşürmek ve uzaklaştırmak katliamlarıdır. Bu katliamlar insanlık alemine karşı yapılmış katliamlardır' dedi.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;

 

İnancımızın kutsallarından olan matem günleri bu sene 21 Eylülde başlayıp 3 Ekimde 12 imamlar aşkına pişirilen aşureyle son bulmuştur bildiğiniz üzere. Hakk'ın rızası için tuttuğunuz orucun ve mateminizin ulu divanda kabul edilmesini diliyorum. Bin üç yüz otuz yedi yıldır Kerbela faciasının acısını yüreğinde taşıyan, Kerbela şehitleri için gözyaşı döken Alevi toplumu ve mazlum halklar tarihleri boyunca yaşadıkları acıları Kerbela'yla özdeşleştirerek şehitler serdarı şahı şehidanı şah Hüseyin'in onurlu direnişini, zulme karşı bir bayrak olarak taşımışlardır. Hak için olan bu direniş günümüzde de mazlumlar için evrensel bir mesajdır.

 


Ezilenlerin tarihinde bir dönüm noktası olan Kerbela, Hak ile batılın, iyi ile kötünün, aydınlık ile karanlığın, mazlum ile zalimin savaşımıdır. Dini kendi siyasi emelleri uğrunda iktidar aracı olarak kullanan şer odaklarının kendi saltanatları için yaptıkları, insanlık tarihinde eşine az rastlanılacak bir vahşettir Kerbela.


Muaviye ve ardıllarının izledikleri yolun mirasçıları bugünde farklı coğrafyalarda ayni zihniyeti bir iktidar aracı olarak kullanıp kendilerinden olmayanlara her türlü haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği ve baskıyı reva görmektedirler.


Kerbela'da Hüseyin olmak, Hak ve hakikat yolcusu olmaktır. Haksızlığa boyun eğmemek, zalime ve her türden ihanete, bölüp parçalanmaya, yok etmeye ve biatçi düşünceye karşı Hüseyin duruşunu hayatın her alanında sergilemekle eş anlamlıdır. Yakın süreçte yaşadığımız katliamlar yeni Kerbelalardır. Sivas, Maraş, Roboski, Ankara katliamları, halklarımız ve inançlarımızı birbirine düşürmek ve uzaklaştırmak katliamlarıdır. Bu katliamlar insanlık alemine karşı yapılmış katliamlardır.


Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz ama Alevilikle ilgili olarak tekrardan kısaca bilgi vermek istiyorum sizlere. Alevilik, tarih boyunca ekonomik, kültürel, inanç dâhil ve siyasi ortaklığa ruhsal formasyonun da eklenmesi sonucu oluşmuş ideal insana yani insan-ı kâmile ulaşma çabasını ve kaygısını taşıyan kararlı bir insan topluluğunun ideolojisi olarak ifade edilebilir. Bu topluluğun esas özelliği kendini kültür ve inanç ortaklığında dile getiren bir tür ruhsal biçimlenme ortaklığıdır. Bu biçimlenmenin ulaştığı düzey ise zahir ile bâtının birlikte algılandığı süreçtir yani Hak ile halkın buluştuğu düzlemdir. Başka bir deyişle, zahir ile bâtının birlikte algılandığı bir tür manyetik kuzeydir buradaki şekillenme. Bu şekillenmenin de uzun tarihsel bir sürecin ürünü olduğunu burada belirtmek gerekir.


Farklı dinlerden ve inançlardan beslenmiş, sonuçta bir öğreti ve inanca dönüşmüş toplumsal birikimdir Alevilik. Alevilik bir mozaiktir. Her dilden, her dinden, kültürden, inançtan izler taşıyan sentetik bir özelliğe sahip bir yapıdır. Mayası sevgi, hoşgörü, paylaşımcılık, kardeşlik, birlik, dürüstlük, özgürlük, kısaca herkesi insan görmektir.


Alevilik öğretisi, Allah-Muhammet-Ali üçlemesiyle tartışılmayacak bir zırha bürünmüştür. Bu inancımızın ve öğretimizin sorunları ise maalesef günümüzde artarak devam etmektedir.


Değerli milletvekilleri, Alevi sorunu olarak belirtilen sorun, doğrudan bir bütün olarak siyasal toplumun yapılanmasından ve onun örgütsel ifadesi olarak devlet ile devleti cisimleştiren siyasal aygıtlardan, araçlardan, kurum ve kuruluşlarla ilgili siyasal aktörlerden kaynaklanan bir sorundur.


Alevi sorunu cumhuriyetin ilk yıllarından beri süregelen sorun olmasına rağmen devletin egemen inanç oligarşisi tarafından sürekli olarak gizlenmiş, yok sayılmış ve meselenin çözüm yolunda isteksizlik, kararsızlık ve ciddiye almama nedeniyle de meselenin günümüz sürecine kadar taşınmasına olanak tanımıştır.


Alevi toplumunun demokratik ve hukuk eksenli mücadelesinin karşılık bulmaması sonucunda meselenin uluslararası hukuk nezdinde ele alınmasına varan bir süreçle de karşı karşıya kalınmıştır.


Alevi sorunu çözülemeyecek bir sorun değildir milletvekilleri. Asimilasyondan vazgeçilirse, inançla ilgili hukuki ve inançsal kabuller eşit yurttaşlık temelinde yapılırsa Alevi sorunu sorun olmaktan çıkacaktır.

 

Whatsapp İhbar
yukarı çık